Leyla/Meyra
Perşembe, 25 Ekim 2007
Yaz sonunda, şöyle ağzıma layık bir İstanbul kahvaltısı yapmak için, arkadaşlarımı da alıp, Cihangir Leyla’nın yolunu tutmuştum. Dedikoduya dalmışız, menüler önümüze gelene kadar, farklı bir yerde olduğumuzu idrak edemedim. Önce menüyü mü yenilemişler diye düşündüm, sonra, dekorasyon da farklı geldi, bir de baktım, Bülent Erkmen’in Leyla tabelasının yerinde yeller esiyor. Hiç bitmeyecekmiş gibi yaşadığımız Leyla günlerinin de sonu geldi diye düşünüyordum ki, çalışanlardan, iki ortağın ayrıldığını, Deniz Türkali’nin tabelasını alıp Tünel’deki Kaffehaus’un yerine taşındığını öğrendim. Önce, Kaffehaus’un kapandığına mı, Cihangir sosyetesinin dedikodularına uzak kalacağıma mı hayıflanayım bilemedim. Fakat sonra, Meyra’nın da hiç fena olmadığına karar verdik. Menü daha geniş, azıcık daha pahalı, mekanın dekorasyonu Leyla’ya göre biraz daha soğuk. Leyla’nın en büyük avantajlarından biri olan, kahvaltılar ise, gene bir kaç değişiklikle Meyra’nın menüsünde kendilerine yer bulmuşlar. İstanbul kahvaltısı neredeyse hiç değişmeden Osmanlı kahvaltısı olmuş. Füme balık, omlet, votka ve kahveden oluşan Oslo kahvaltısı ise yeni menüde, istavrit, hamsi, uskumrulu bir hal almış. Bu haliyle pek talibi olacağını düşünmüyorum, sabah sabah, yan masada yense, ben kalkıp giderdim en azından. Garsonlardan tanıdık yüzler de gördüm, bir kısmı Meyra’da kalmayı tercih etmiş belli ki.
Yeni Leyla’ya ise geçen hafta gitme fırsatı buldum. Mekan genel olarak Kaffehaus’un havasını korumuş. Modern, nostaljik karışık. Menüsü ise pek değişmemiş, ki Kaffehaus’un yemeklerini zayıf bulan benim gibiler için, aynı hava+iyi yemekler hediye gibi bir şey. Daha önce gitmemiş olanlar için kahvaltılar daha ayrıntılı bir açıklamayı hakediyor. İstanbul (simit, peynir çeşitleri, zeytin, tereyağ, bal, reçel, domates, salatalık, yeşil biber, çay), İstanbul diyet (kepekli poğaça, beyaz peynir, diyabetik reçeller, domates, salatalık, yeşil biber, elma, çay, kepek ekmeği), Beyoğlu (kaymak, petek bal, süzme bal, muzlu ballı ekmek, süt, kahve çeşitleri), Cihangir (muzlu yoğurt, badem, ceviz, bal, pekmez, kuru kayısı, kuru üzüm, cornşakes, ballı buğday patlağı), Londra (domuz pastırması, yumurta, tost ekmeği, tereyağ, reçel, marmelat, taze meyve suyu, ay), Paris (croissant, reçel, marmelat, tereyağ, yumurta, ekmek ve kahve çeşitleri), Roma (reçelli croissant, tereyağ, reçel, marmelat, kahve çeşitleri), Madrid (İspanyol salam çeşitleri, peynir çeşitleri, taze meyve), Oslo (füme balık çeşitleri, yumurta, kahve, votka), fiyatları 10-16 YTL arasında. Şimdiden ne yiyeceğinizi düşünmeye başlayın derim, çünkü bu seçenekler arasında karar vermeye çalışmak işkence gibi bir hal alıyor. Kahvaltılar bir yana, sırf ev yapımı ekmekleri için bile Leyla’ya uğramaya değer.
Yemekler ise kahvaltılardan aşağı kalmıyor. Deniz ürünlü spagettileri, balık çorbaları, Osso Buco’ları mükemmel. Üstelik fiyatlar da, bu kalitede yemeklere göre ucuz denebilecek düzeyde tutulmuş. Bruschetta 10 YTL, Penne al vodka 14 YTL, Ossobuco alla Milanese 22 YTL Taylight elma tatlısı (diyet) 8 YTL, Villa Doluca kadeh 9 YTL. İçki menüleri çok geniş. Formuna özen gösterenler için Taylan Kümeli’nin hazırladığı diyet menüsü de var. Leyla’da, alt katta oturup, sokaktan gelen geçeni rahatça izleyebilir, üst katta oturup, müthiş deniz manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz. Özel davetleriniz için bir de üçüncü katı var Leyla’nın. Bu seçeneğiyle, nefret ettiğim doğumgünlerimi eğlenceli bir hale sokabilir diye düşündüm.
Sonuç olarak, hem Meyra’yı, hem de Leyla’yı beğendim. Ama gene de Cihangir’siz bir Leyla’yı ve Leyla’sız bir Cihangir’i hayal etmesi hala zor.



