Şimdi

Küçük Gurme, Şimdi’ye kadar daha çok beğendiği mekanlarla ilgili yazıyordu. Fakat zannetmeyin ki, hiç kötü tecrübeler yaşamıyorum. Bu Cumartesi gününü, kendimize Beyoğlu günü ilan etmiştik. Ortalıkta dolaşıp durduktan sonra, kaybettiğimiz enerjiyi, bir kadeh bir şey içip, güzel bir yemek yiyerek, geri kazanmak istiyorduk. Bir değişiklik yapıp, Şimdi’yi deneyelim dedik ve Asmalımescit’in yolunu tuttuk. Ben daha önce gitmiştim, ama ufak tefek bir şeyler atıştırdığım için, yemeklerinin nasıl olduğuyla ilgili çok da fikrim yoktu. Le Bon pastanesinin karşısındaki sokakta hemen soldaki Şimdi’den içeri girdiğimizde, ilk izlenimimiz oldukça olumluydu. Çook yüksek tavanlar, ferah, şık bir mekan, hoş insanlar, hafif müzik, fakat ciddi bir kalabalık. Bulabildiğimiz tek masa, mekanın en sonuna sıkışmış küçük bir masaydı. Çivit mavisi fayanslarla kaplı duvarı gözümüzü ala ala yemek zorunda kaldık yemeğimizi. Ama keyfimiz daha bozulmamıştı. Menüler geldi, bence çok sempatik tasarımlı menüleri var. İçecekler, kahvaltılar, ana yemekler ve tatlılar, menüyü ilk elinize aldığınızda hemen ulaşmanızı sağlayacak şekilde sekmelere ayrılmış menüde. Fakat içerik için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hiç bir yemek için açıklama yok. Bonfile, Tavuk, Köfte vs. yazıyor yalnızca. Sosu mu var, kalın bir bonfile mi, ince mi, nasıl pişirilmiş, hiç bir bilgi yok. Salatalar için de aynı şey geçerli. İçinde somondan başka ne olduğunu bilmeden, somonlu salata yedim. Soğanla ilgili ciddi bir takıntım var mesela, çiğ halde soğan yiyemiyorum. Salata taze soğanla doluydu. Keşke bunları menüye yazsaydınız, böylece istediğimiz ya da istemediğimiz malzemeleri daha rahat söyleyebilirdik size dediğimde, “Ama somonun tadını soğan ortaya çıkarır” gibi bir cevapla karşılaştım. Demek ki, soğan sevmeyen bir insan olarak, adam gibi bir somon tadı alamamışım yıllardır ve Şimdi’nin garsonu olmasa bu konuda aydınlanamayacaktım, çok yazık. Neyse bu da çok önemli değil, sonuçta soğanları kenara ayırıp, salatamı yedim. Fakat arkadaşımın yediği bonfile bir faciaydı. Orta kahve dediğimizde, çok çok şekerli kahve getirdikleri gibi, orta pişmiş istediğimiz bonfileyi de çiğ olarak önümüze koydular. Mübalağa ediyorum zannedilmesin. Yaklaşık 7-8 cm. kalınlığındaki bir bonfilenin, yalnızca alt ve üstten yarım cm.si pişmişti, geriye kalanından, midenizi kaldırmak istemem ama, şakır şakır kanlar akıyordu. Belki daha ince bir bonfile için normal bir pişirme süresinde yapılmıştı ama o kadar kalın bir bonfilenin, bu kadar pişirilmesi yeterli değilmiş demek ki. Menüyü incelemeye devam edersek, salatalar ve çorbalar, küçük ve büyük olarak, iki ayrı boyut ve fiyatta satılıyor. Örnek vermek gerekirse, Keçi Peynirli küçük salata 12.5 (yalnızca 12.5, para birimi kullanılmıyor Şimdi’de, yaşadığımız facialardan sonra, hesabı dolar üzerinden getirebileceklerini bile düşündük), büyük boyu 17, küçük balık çorbası 7, büyük boyu 10. Salataların küçük boyu, daha çok yemeğin yanında yemek için uygun, tek başına sizi doyurması oldukça güç. Ana yemekler 14-24 arasında değişen fiyatlara sahip. Fakat ana yemeğin yavruları, bu fiyatın içinde değil, kuru kuru, et ya da tavuk yemek istemiyorsanız, patates kızartması ya da patates salatası gibi yancı yemeklerin de 5-9 YTL arasında değişen fiyatları var. Bu birim fiyatı uygulaması kahvaltılarda da sürmüş. Kahvaltılık seçenekleri içinde de, genel bir kahvaltı tabağı yerine 2-5 YTL’lik birimleri tek tek seçiyorsunuz. Makarnalarda da benzer bir sistem var, 9 YTL’ye istediğiniz şekilde makarnayı alabiliyorsunuz, fakat soslarına ayrıca 10-18 YTL ödüyorsunuz. Ben daha önce makarna yemiştim, en azından çiğ değildi. Tamam, her şeyi de bu kadar kötülemeyeyim, aslında makarnaları gayet güzeldi. Tatlılardan da Çilekli Milföy, Vezüv, Sakızlı Fırın Sütlaç gibi son derece iştah açıcı seçenekler gözüme çarptı. Ayrıca öğlenleri günün yemeği ya da günün zeytinyağlısı da tercih edilebilir. Yazın çok güzel bir Zeytinyağlı Enginar yediğimi hatırlıyorum Şimdi’de, diğer zeytinyağlılarda da o kadar başarılılar mı bilmiyorum ama. Masaya sular karaflar içerisinde geliyor diye, harika bir suyla karşılaşacağınızı zannetmeyin, şık karafların içindeki bildiğiniz musluk suyu. Eğer şişe su isterseniz, esnaf lokantası usulü, metal kapaklı, Beyza marka su geliyor. Tadı fena değil, ben zehirlenmedim en azından.
Küçük bir not daha: Erkek tuvaletleri, lavaboyu ve pisuarı aynı anda kullanan iki insan olduğu zaman, yüzyüze bakmaları gerekecek şekilde planlanmış. İlginç bir deneyim mi siz karar verin.
Sonuç olarak, Şimdi’den hiç memnun ayrılmadık ne yazık ki, geçirdiğimiz güzel günün, bütün keyfi kaçtı. Umarım bütün bunlar bir geceye mahsus aksiliklerdir. Denemek isteyenler için Adres: Asmalımescit No:9 Beyoğlu-İstanbul (Kapıda tabela yok, üzerinde şimdi yazan bir saat var, önünden geçip gitmeyin)
Küçük Gurme
07 Kasım 2007, 17:02 tarihinde.
Corbalari guzel, corbalari.
24 Kasım 2007, 15:53 tarihinde.
ben buraya iki kere gittim,ilk gittiğim de köfte yemiştim ve çok lezzetliydi.hani böyle evde pişirilmiş gibiydi hatta.bi de boştu biraz,tam o en yüksek tavanın denk geldiği(tepeden rönesans ışığı düşen:)yere oturmuştum,çok hoşuma gitmişti,kitap falan okumuştum saatlerce keyiften.menü konusunda haklısın,ana yemek dedin mi ben güzel seçmek isterim,bilmek isterim:)