Il Porto Bistro
Çarşamba, 12 Aralık 2007
Değişik arkadaşlarla gezmenin en güzel yanlarından biri de, daha önce dikkatinizi çekmeyen yeni yerler keşfetmek. Geçen hafta, uzun zamandır görmediğim bir arkadaşım sayesinde, ara sıra ismini duyduğum, fakat ne yerini, ne de nasıl bir yer olduğunu bilmediğim bir restoranı keşfettim. Bebek, Abbas’ın hemen üst katındaki Il Porto! Arkadaşımın rezervasyon yaptırmak konusunda titiz davranmasına rağmen, ben saat 20.00 civarında gidip de, içeride inler ve cinlerin birdirbir oynadığını gördüğümde, baya şaşırdım. Bir Cumartesi akşamı, Bebek’in ortasında bir restoran bu kadar boşsa, bir bit yeniği vardır diye düşündüm önce. Fakat, Il Porto müdavimleri yemeklerini biraz daha geç saatlerde yemeyi tercih ediyorlarmış. İlerleyen saatlerde tek bir boş masa bile kalmadı.
Il Porto’nun en hoş taraflarından biri, gözlere bayram ettiren, şahane deniz manzarası. İçeri girer girmez, çarpılıyorsunuz. İnsan kendini bir geminin kaptan köşkünde gibi hissediyor. Hele hava kararıp da, karşı sahilin ışıkları yanınca, keyfinize keyif katılıyor. Özellikle yazın, terası açıldığında, çok daha keyifli bir yer olacağını düşündüm. En güzel dekoru arka plana alınca, iç mekanla pek de uğraşmamışlar sanırım. İçerisi, en iyimser yorumumla, vasat diye adlandırabileceğim özgünlükte. İlk oturduğum dakikalarda, bütün çalışanlar birlik olmuş, birbirinin aynısı olan ve hiç bir sanatsal değeri olmayan 2-3 tabloyu nereye asacaklarına karar vermeye çalışıyorlardı. Gülümseyerek izledim aslında, ama neredeyse, “Siz onları en iyisi tuvalete filan asın.” diyiverecektim. Hummalı çalışmaları bittiğinde, menümüzü de getirdiler.
Oldukça geniş bir menüsü var Il Porto’nun. İsminden de anlaşılabileceği gibi, İtalyan mutfağı ağır basıyor. Deniz mahsullerine de cömert bir yer ayırmışlar. Oldukça geniş olan antipasti bölümünde, kalamar-kabak kızartma (23 YTL), ahtapot carpaccio (27 YTL), Jumbo karides ve avokado (36 YTL) gibi seçenekler var. 11 çeşit makarnaları var, ıstakozlu ravioli (38 YTL) değişik bir alternatif gibi göründü. Ana yemeklerde de, Gorgonzola peynirli bonfile (32 YTL), Deniz Mahsulleri Tabağı (60 YTL) gözüme çarptı. Fiyatları 16-32 YTL arası değişen 10 çeşit pizzaları var. Duyduğuma göre, pizzaları, özellikle makarnalarıyla karşılaştırıldığında, çok daha başarılıymış. Ben çok aç değildim, o yüzden Safranlı karidesli bir risottoyla yetindim. Bol ve kaliteli malzeme kullanarak yaptıkları belliydi, üstelik kıvamını da çok güzel tutturmuşlardı. Aç olmamama rağmen, sildim süpürdüm tabağımı. Arkadaşım ise, Patlıcanlı Risotto eşliğinde Osso Buco yedi. O kadar güzel gözüküyordu ki, bir ara, kendimi tutamayıp, sürekli onun tabağından tırtıkladığımı fark ettim. Şarap menüleri de oldukça geniş, fakat kadeh şarap olarak yanlızca yerli marka tercih edebilmemiz kötü. Yediğimiz güzel yemeklerin yanında içtiğimiz şarap, ancak ağzımızın tadını bozdu. Tatlılara gelince, biraz gözümüz döndü, sıcak çikolatalı kek mi, elmalı tart mı derken, kız kıza romantik bir ortam yaratmaya aldırmadan, fondü ısmarladık. Tatlı delisi iki kişiye bile, sonlara doğru fazla geliyor. Ama sırf masadaki görüntüsü için bile denenmeye değer. Ayrıca sabah kuşları için kahvaltı seçenekleri (40 YTL) de unutulmamalı.
Yemekleri bir yana bırakırsak, servis elemanları da son derece güler yüzlü, kibar ve hızlılardı. Serviste de bir problem yaşamadık. Yemekler lezzetli, manzara güzel, servis de idare ederdi, ama gene de Il Porto, insana şık bir restorandan çok, bir cafe havası veriyor. Buna rağmen fiyatların yüksekliği, can acıtıcı düzeyde. Kırk yılda bir özel bir yemek için, tercih edeceğim bir yer olduğunu düşünemedim bir türlü. Dolayısıyla arkadaşlarla yenecek samimi bir yemek için biraz fazla para çıkıyor cüzdandan. Gene de durumunuz müsaitse, masadan memnun kalkacağınızı düşünüyorum.
Tel : 0212 287 95 34
Adres : Cevdetpaşa Cad. No: 58 D: 1 Bebek
Afiyetler olsun!
Küçük Gurme
