Ocak 2008 için Arşiv

L’Altra Risacca

Pazartesi, 28 Ocak 2008


Küçük Gurme, finallerinin bitmesiyle, kendini, ne zamandır sırada beklettiği restoranları tek tek gezmeye verdi. Listenin başlarında, bir süredir, damak tadına güvendiğim pek çok insandan duyduğum, Maslak Sheraton oteldeki L’Altra Risacca vardı.

Yerinde bir kararla, uzun zamandır, eski ve köhne görüntüsüyle göz zevkimizi bozan Maslak Princess otelin yerini alan, Sheraton otelin en büyük kozlarından biri L’Altra Risacca. En azından, hakkında gazetelerde çıkan onlarca yazıdan çıkardığım sonuç buydu. Aslında, Madonna’dan, Berlusconi’ye, Brooke Shields’den, Valentino’ya pek çok ünlü müdavimi olan, Milano’nun en gözde restoranlarından birinin İstanbul şubesi. Şefi Emiliano Luggo da oldukça ünlü bir şefmiş. Bütün bu göz kamaştırıcı referansları dinleyip masaya oturduğumuzda, haliyle beklentimiz de yüksekti.

Restoranın genel ambiyansı oldukça hoştu. Biraz karanlık olmasına rağmen, mekan olabildiğince geniş ve ferah düzenlenmiş. Bir köşede pizzaların yapıldığı odun fırını, bir köşede 750 değişik şarabın sergilendiği koca bir kav, girişte ise olanca iştah açıcılığıyla, çeşit çeşit şarküteri ve peynirin segilendiği küçük bir dolap var. Fakat masa ve sandalyelerini biraz rahatsız bulduk. İstanbul’da bir çok restoranda rastladığım bir “büyük masa” modası var ki, şiddetle karşıyım. Biz yakınlık ve samimiyet seven milletiz. Keyifle iki laf etmek için gittiğimiz lokantada, karşımızda oturanla aramıza bu kadar mesafe koymak, sesimizi duyurmak için ya da yanımızdakinin tabağından tırtıklamak için cambazlık yapmaya mecbur bırakılmak pek de hoş değil. Üstelik sandalyeler, yüksek kollarıyla masaya yeterince yakınlaşmayı imkansız hale getiriyor.

Biraz erken gitmemizden olacak, yemeğimizin başında restoran oldukça boştu. Buna bağlı olarak, üzerimizdeki ilgi arttı. Oturur oturmaz, gazlı ya da gazsız su tercihimiz soruldu, (Cihangir’de Osmanlı yemekleri yapan Topaz, parıltılı veya parıltısız su deyimini kullanıyormuş, çok hoşuma gitti) hemen peçetelerimiz kucaklarımıza yerleştirildi. Menülerimiz geldi.

Menüleri oldukça geniş. Antipastolar, salatalar, makarnalar, balıklar, etler, pizzalar olarak bölümlere ayrılmış. Antipasto bölümünde, fiyatları 18-35 YTL arasında değişen, carpaccio, prosciutto crudo, ahtapot gibi seçenekler var. Biz şefin bizi şaşırtmasını tercih edip, 6 çeşit sürpriz başlangıçtan oluşan, “ortaya karışık” tabağı (46 YTL) seçtik. İki kişi için planlanmış bu tabakta, limoncelloyla marine edilmiş levrek, angel diye tabir edilen, büyükçe kum midyeleri, közlenmiş kırmızı biberler, ızgara kabak ve patlıcana sarılmış hafif bir krema, ançüez ve dana carpaccio vardı. Ben özellikle kum midyelerine bayıldım. Domates çorbası da bir harikaydı. İçtiklerim içinde en iyilerinden biriydi diyebilirim. Salatalarda pek orijinal bir şey yok, mevsim yeşillikleri (16 YTL), Cesare salata (Karidesli:32 YTL, Tavuklu: 18 YTL) gibi seçenekler var. Balıklardan, somon, kılıç balığı, dil balığı ya da levrek (36-42 YTL), etlerden tavuk, dana madalyon, dry-aged New York Steak, Kuzu (26-42 YTL) alabilirsiniz. Fiyatları 19-34 YTL arasında değişen 8 çeşit de pizzaları var. Biz pastalardan gittik ama pizzalarıyla ilgili güzel yorumlar duydum.

Pasta bölümü, benim İtalyan lokantalarında en sevdiğim bölümdür. Her ne kadar yan masalardaki çıtır çıtır pizzalara özensem de, tercihimi makarna ya da risottolardan yana kullanmadan da duramam. L’Altra Risacca’da denediklerimiz de bu bölümden oldu. Masaya gelenler, mürekkep balığı, deniz tarağı ve ahtapotla yapılmış, Risotto alla Nerone diye tabir edilen siyah risotto (28 YTL), fırınlanmış sebzeli penne ve isminin cazibesine kapılarak aldığım, nane ve kuzuyla doldurulmuş, büyük kırmızı zarflara benzediği için, romantik İtalyanların aşk mektubu yani Lettere d’Amore (22 YTL) adını vermeyi uygun gördükleri ravioliydi. Tercihlerimizden yalnızca üçte biri isabetli çıktı. Benim romantik raviolim hariç, ana yemekler bizden geçer not alamadı. Risottonun kıvamı pek tutmamıştı, tane tane ama hafif sert olmak yerine, kaygan ve fazla yumuşak yapılmıştı. Fırın penne aşırı sıcak ve fazlaca yağlıydı. Ravioli ise hem orijinal, hem de lezzetliydi. Kuzu-nane kombinasyonunu hep çok sevmişimdir zaten. Bütün yemeklerin porsiyonları devasa. Hiçbirimiz tabağın dibini göremedik.

Şaraplarda, bir cesaret örneği gösterip, garsonumuzun tavsiyesini dinledik, Primitivo Solento - Caleo adlı şarabı denedik. Çok da memnun kaldık. Yoğun meyva aromalı, içimi rahat, hoş kokulu bir şaraptı. Dilerseniz 750 çeşit şarabın ve İtalya’dan ithal özel malzemelerin satıldığı bölümden, dilediğiniz ürünü seçip, evinize de götürebiliyorsunuz. Tatlılarda ise, karamelize edilmiş muz kreması ve çikolata likörüyle beraber servis edilen tiramelosu ve meyvalı milföy aldık. Tiramelosu, yanındaki çikolata likörü hariç vasattı, meyvalı milföy ise, harika kremasıyla çok lezzetli olmuştu.

Son olarak servise gelirsek, daha önceki yazılarımda, masanın başından ayrılmayacak kadar ilgili garsonlardan hoşlanmadığımı söylemiştim. Yemeğimizden memnun olup olmadığımızı sormak için 10 defa sohbetimizi bölmekle, ancak işaret fişeğiyle dikkatlerini çekebileceğimiz kadar ilgisiz olmak arasındaki hassas dengeyi tutturan garsonlara hayranlığım sonsuz. Ne yazık ki L’Altro Risacca çalışanlarının aşırı ilgisinden boğulduk. Oysa tek tek masaları dolaşıp, misafirleriyle sohbet eden İtalyan şef, Luggo, oldukça sevimli gözüküyordu. Sanırım ince çizgiyi, samimiyet ve içtenlik çiziyor.

Sonuç, L’Altro Risacca elbette kötü bir restoran değil, fiyatları benzer otel restoranlarından daha uygun olabilir, ama gene de oldukça pahalı. Buna rağmen, beklentilerimizi karşılayamadığını söyleyebilirim. Yemeğin başı ve sonu güzel, ama ortası vasattı.

Denemek isteyenlere şimdiden afiyetler olsun!
Küçük Gurme

Adres: Sheraton Maslak, Büyükdere Cad. Üçyol Mevki 49, Maslak
Telefon: 0212 335 99 80

Dükkan

Cuma, 18 Ocak 2008

Yemek yemek için gitmeye alıştığınız yerleri unutun. Size bugün tavsiye edeceğim yer, ne Boğaz’da, ne de Nişantaşı’nda. Gecekondu yıkımları sırasında çıkan olaylarla tanıdığımız Armutlu’da, ancak engebeli yolları aşıp, çamurlara bata çıka, yılmadan lezzetin izini sürdüğünüzde, bulabileceğiniz bir yerde. Kendisi de, ismi gibi sade olan Dükkan, aslında bir kasap dükkanı. İlk açıldığında, etleri sattıkları dükkanın içinde, bir-iki küçük masada servis veriyorlardı. Talep arttıkça, yandaki dükkanı da alıp, orayı bir restorana dönüştürdüler.

Gene çok büyük bir yer değil, 6 kişilik 4-5 tane tahta masa ve başkalarıyla paylaşarak da olsa, oturabilecekleri bir masa için bekleyen, şık şıkıdım beyler ve hanımlar var. Bu kadar insanı, bu şartlarda, Armutlu’ya getirenin ne olduğunu tahmin etmişsinizdir: ET! Hem de çok lezzetli, çok özel şartlarda işlenmiş ve pişirilmiş etler. Sahipleri Dükkan’da sattıkları süt danalarını kendi çiftliklerinde yetiştiriyorlar. İçinde Paper Moon, Anjelique, Cahide, Lucca gibi restoranların ve Swiss Otel, Ritz, Hilton, Four Seasons gibi otellerin de yer aldığı çok şık bir referans listeleri var.

Dükkan’ın ortasında duran geniş kömür ızgarasının etrafındaki masalarda yer bulduğunuz anda oturuyorsunuz. Masada, herkesin ortak yediği, kocaman kaselerdeki yeşillikleri nar ekşisiyle tatlandırarak ilk andaki açlığınızı bastırabilirsiniz. Sonra benim en sevdiğim kısım geliyor, füme etler ve baharatlı küçük sosisler. Füme etler, jambona benziyor, ama o kadar lezzetliler ki, sonsuza kadar onlarla beslenebilirmişsiniz gibi geliyor. Sosisleri ise, oldukça değişik. Farklı tadı yaratanın ne olduğunu anlamak için baya ter döktük, ben anason olduğunu düşünmüştüm, ama işin sırrı rezenedeymiş. Hardalları da kendileri yapıyorlar, etlerin lezzetine çok yakışıyor. Sıra ana yemeğe geldiğinde, vejetaryenler için üzgünüm. Pirzola, T-bone Steak, New York Steak, Bonfile, Osso Bucco, Kontfile ve nefis hamburgerler gibi birbirinden carnivor seçenekler sizi bekliyor. Etlerini bu kadar özel yapan şey ise, çoğunlukla Dry Aged Beef olmaları. Yani bu etler, tam ağzımıza layık, yumuşacık kıvamda olmaları için, 28 gün boyunca, kemik üzerinde dinlendiriliyorlar. Hemen hemen hepsi, kalın kesilmiş ve zaten yumuşacık oldukları için ayrıca dövülmemişler. Eğer az pişmiş etten hoşlanmıyorsanız, bunu mutlaka söylemelisiniz. Gene de kan görmeye biraz dayanabilirseniz, etin en lezzetli olacağı şekilde pişirilip, önünüze geleceğinden emin olabilirsiniz. Etin yanına garnitür olarak, ızgarada pişmiş taze patatesler ve gene ızgarada, kabuklarıyla pişirilmiş ananas geliyor. Ne yalan söyleyeyim, ananasın etle beraber bu kadar güzel olabileceğini bana da söyleseler inanmazdım. En iyisi siz de gidip, kendiniz tadın.

Fiyatlara gelince, pek iyimser olmamak lazım. Tam anlamıyla el yakıyorlar. Etlerin fiyatları porsiyon başına 30-40 milyon civarında. Menüye yeni ekledikleri güzel bir şarap listeleri var. Şili, Arjantin, Fransız şarapları gibi yabancı şarapları kadehle alabiliyorsunuz. Fiyatları mazur gösterebilecek tek şey, porsiyonların gözünüzü de, karnınızı da rahatlıkla doyurabilecek kadar büyük olmaları ve etlere uyguladıkları muamelenin oldukça masraflı olması. Her gün sabah 11.00′den akşam 20.00′ye kadar açıklar, Pazar sabahları brunchları da varmış. Rezervasyon kabul etmiyorlar. Masa bulmak için biraz beklemeyi göze almalısınız. Ayrıca, websitelerinden sipariş de verebiliyorsunuz. Evde pişirmek için aldığınız etlerin yanında, pişirme tüyoları da baya işinize yarayabilir.

Afiyet Olsun!
Küçük Gurme

Adres: Fatih Sultan Mehmet Mah., Atatürk Cad. No:6, Küçükarmutlu - İstanbul
Telefon: 0 212 277 38 48
Web: www.dukkanistanbul.com