Delicatessen

Sayıklayıp duruyordum zaten “beni Delicatessen’e götürün diye”, geçenlerde filmini tekrar izledim (hani şu Jeunet-Caro ortak yapımı, mükemmel renkleri olan, süper absürd film) iyice rüyalarıma girmeye başladı. Belki duymuşsunuzdur, Bebek Mangerie’nin sahibi Elif Yalın’ın İstinye Park Mudo’nun içinde açtığı yeni mekanın ismi Delicatessen. Nasıl olacağını hayal edemiyordum açıkçası, Mudo’nun içinde bir restoranın. Gittim, yerinde teftiş ettim.

İçeri merakla girdik, pek aramaya lüzum olmadı. Şaşırtıcı derecede iyi bir havalandırma yapmışlar, ama gene de lezzetli bir koku bizi kendine doğru çekti, şıp diye bulduk. Mudo’da satılan mobilyaların bir parçası gibi gözüken, bir büyük beyaz masa, bir kaç da küçük ahşap masa karşıladı bizi. Bir de gördüğüm en açık mutfak ve çeşit çeşit mamaların olduğu bir vitrin, ha bir de bir de, bir masa dolusu tatlı…

İncelemeye vitrinden başladık.

Soldan sağa, ıspanak kökü (8 YTL), keçi peynirli fırında sebze salatası (20 YTL), Blue Cheese’li kuskus (8 YTL), Taze zencefilli patates püresi (8 YTL), kuşkonmaz (8 YTL), ahtapot yahni, morina balığı (32 YTL), fırında patates (8 YTL), cashew’lu brokoli (8 YTL), patlıcanlı pilav (8 YTL), dana kaburga (26 YTL), fırında bonfile (26 YTL), kuzu incik yahni (27 YTL), tavuk göğüs sarma (23 YTL) ve dana pirzola (27 YTL)… Davetleriniz için paket yaptırıp, eve götürebilirsiniz ya da hemencecik orada yiyebilirsiniz. İkisinin fiyatları farklı, ben porsiyon fiyatlarını yazdım.

Vitrinde görünenlerin haricinde, kahvaltı seçenekleri (16 YTL), salatalar (20 YTL) ve açık sandviçler (20 YTL) var. Belli ki hepsinin malzemeleri ince ince seçilmiş. Tezgahın sol tarafında ravioli (20 YTL) ve lazanyalar (20 YTL) duruyor. Raviolilerde seçenekler, Adaçayı ve Levrekli, Porcini mantarlı ve tavuklu, patlıcan ve peynirli, lazanyalarda da, bolognese soslu, pazılı ve ricotta peynirli. Ayrıca peynir ya da şarküteri tabağı da yaptırabiliyorsunuz.

Hepsi birbirinden güzel gözüken, bir sürü yemek olunca, hummalı bir karar aşamasına girdik. En sonunda ben adaçayı ve levrekli ravioli alayım dedim.

Ravioli, biraz tuzsuzdu ve ilk bakışta inanılmaz küçük gözüküyordu. Ben bununla hayatta doymam demiştim ama, tabağın sonuna geldiğimde şaşırtıcı bir şekilde yeterli geldi. Yani karnım doydu ama gözüm doymadı. Tabaklarının güzelliğini de övmeden geçemeyeceğim. Elif Hanım’ın anneannesinin porselenleriymiş, çok hoşuma gittiler.

Çağla devasa bir keçi peynirli fırında sebze salatası (20 YTL) yedi.

Bizim tabaklarımızın yanında onunki küçük bir gökdelen boyutlarındaydı, çok kıskandık. Sayabildiğimiz kadarıyla, patlıcan, kabak, biber ve patatesten oluşuyordu. Yemesi çok zor oldu ve fazlasıyla portakal kabuğu aroması vardı içinde. Portakalın iç bayıcılığını saymazsanız, fena bir yemek değil. Yanında aldığı zencefil ve lemongrass’lı patates püresi çok çok daha başarılıydı bence.

En isabetli seçimi ise Yasin yaptı. Mevsim sebzeleriyle doldurulmuş tavuk sarmayı, o aman aman beğenmese de, ben masanın en lezzetli yemeği seçtim kendisini. Çaktırmadan tabakları değiştirmeyi bile düşündüm. Bluecheeseli kuskusu da oldukça başarılıydı. O da azıcık tuzsuzdu ama. Tansiyon hastaları gönül rahatlığıyla gidebilir Delicatessen’e yani.

Yemeğin sonunda bir parça hayal kırıklığım vardı, belki tatlı moralimi düzeltir diye düşünüyordum. Son derece şeker ve muhabbetli garsonumuz beni tatlı masasına götürdü.

Şirinlerden fırlamış gibi duran (İslami versiyonu değil ama) elmalı tartlardan, vişneli bezelere, şarapta pişirilmiş armutlardan, böğürtlenli crumble’lara aklınıza gelebilecek en güzel tatlı mamüller bu masada. Gözüm döndü tabi, hangisinden alacağımı şaşırdım. Şeker garsonumuz, “Bakın beyaz çikolatalı brownie var” dedi ve “Bir defa deneyin, sırf onun için bir daha gelirsiniz ” diye de fısıldadı. Eh, ben de dayanamadım.

Hafifçe fırında ısıtılıp, yanında da vanilyalı dondurmayla gelince, garsonumuza hak vermemek imkansızdı. Sırf bu brownie (8.50 YTL) için bir daha Delicatessen’e gitmeye değer. Kendisini cennetten çıkma lezzetler kategorisine aldım.

Kemerburgaz ve Sarıyer’de de şubeleri açılmış, belki Mudo’nun içinde yemekten daha keyifli olabilir bu şubeler. Bir de değişik okazyonlar için, farklı hazır sepetler satıyorlar. Teknede başbaşa, Kilyos Sepeti, Mutfaksever, Kahvesever gibi paketleri var. Tuzlu ama eğlenceli bir fikir. E tekneniz varsa, tekne sepetine 250 YTL bayılırsınız artık.

Tel: (0212) 345 62 56

Adres: Mudo City, İstinye Park

Web: www.delicatessenistanbul.com

Etiketler: ,

“Delicatessen” için 6 Yorum

  1. Gülfem diyor ki:

    Ravioli ne kadar da sulu? Ramen gibi. Ben hala alışamadım bu kadar sulu yemeklere.

  2. Küçük Gurme diyor ki:

    Ben de açıkçası… Gerçi hafif balık aromasıyla, balık çorbası gibi olmuştu, ama daha az olsa daha iyi olurdu… Zaten en kötü yemek benimkiydi, gidip tavuk sarma yemem lazım bi dahaki sefere..

  3. ceyda diyor ki:

    Ben de pek bir merak ediyordum Delicatessen’i. Senin yorumlarını okuyunca biraz üzüldüm aslında, çünkü oldukça beğenirim Elif Yalın’ı ve onun yemeğe olan yaklaşımını. Bir gidip deneyeceğim yine de…

  4. Küçük Gurme diyor ki:

    Çok da fena yazmadım aslında… Aslında tek kötü tarafı fiyat-porsiyon oranları… Yoksa hoş, orijinal yemekler var. Yalnızca benim seçimim çok isabetli değildi sanırım.

    Sizin yorumlarınızı da merakla bekliyorum : )

  5. turgut diyor ki:

    Ben memnun kalmadigimi belirtmek zorundayim. Brownie si icin bile bir daha gidecegimi sanmam. Menu zaten cok genis degil 3 kisi ikiser tabak yemek soyleyince menunun yarisindan fazlasi masaniza gelmis oluyor zaten. Eh, herkes herseyin tadina bakti, hicbiri de oyle aman aman lezzetli degildi genellikle OK di. Yalan mi ? Niyeyse kendimi yemekle ilgili tanidik oldugumuz bazi seyler bana bastan ogretiliyormus gibi hissettim, ogrendiklerimi de begenmedim. Yeni seyler denemisler, ortaya guzel bir sey cikmamis ama sirf denedikleri icin taktir etmeliymisiz hatta dunya para vermeliyiz, iyi oldu degisik oldu diye memnun kalmaliymisiz gibi bir hava var. Valla aslinda herkesin cok iyi bildigi yemeklerin icine degisik bir seyler katip kucuk porsiyonda servis etmek yeni bir sey bile sayilmaz bence. Ayrica ortamda genel olarak bir Dean & Deluca havasi var herseyiyle aaa ismi bile benzer.

    http://www.deandeluca.com/

  6. Küçük Gurme diyor ki:

    Turgutçum : ) Ben aslında bir kez daha gittim sonrasında. Ama bu sefer oturmak yerine paket yaptırıp, evde yedik. Sanırım öyle daha esprili oluyor. Birincisi fiyatlar neredeyse yarı yarıya düşüyor. 2 kişilik, yemek+ 2 yan yemek+tatlı toplam 40 milyona geldi. Üstelik de Mudo’nun içinde yemek yemenin garipliği ortadan kalktı, bir de porsiyonlar büyüdü. Ayrıca daha ayrıntılı incelediğimizde, peynir reyonunun son zamanlarda gördüğümüz en geniş ve kaliteli peynir reyonlarından olduğunu fark ettik.

    Sanırım biz orada oturarak yanlış yaptık. Özellikle bir davet olduğunda, evde yapması zahmetli yemekler Delicatessen’den alınabilir.

Yorum Yapın