Yaşar Usta


Yaz deyince, ilk akla gelen lezzetlerden biri dondurmadır değil mi? Çubuk dondurma öncesi zamanlara (Ç.D.Ö. 5) yetişmiş, şanslı bir nesilden olduğum söylenebilir. Kağıt helva içinde, saman gibi incecik külahlarda ya da 50 lira fazlasına çıtır çıtır kornette dondurma satılan, bir köşesinde kocaman dondurma makinaları çalışan dükkanları hala hatırlayabiliyorum. Şimdi ise, kurabiyelisinden, macademia fındıklısına, strawberry cheese cake’lisinden, bohemian raspberry’sine (bu arada çok yaratıcı değil mi ben&jerry’s dondurma isimleri?) büyük alışveriş merkezlerindeki, büyük dondurma şirketlerinden alıyoruz dondurmamızı genellikle. Onlarda da güzel olanları var ama, insan Kumburgaz’da çekirdek çitlemekten şişmiş dudaklarındaki, o eski serinlik hissini özlemeden edemiyor.

Siz de “Ah, nerde o çocukluğumun dondurmaları! Peh peh!” diyenlerdenseniz, sizi Bostancı minibüs caddesinde, Türk Petrol’ün sokağına alalım. Dükkan bile değil, bir ekmek fırınının önünde minicik bir tezgahta satıyor dondurmalarını Yaşar Usta… Yardımcıları da kızıyla, oğlu… Bebek’teki Mini Dondurma’yı, Moda’da Ali Usta’yı da severim ama, Yaşar Usta’nın dondurmaları hakikaten bambaşka. Bir kere, hiç bir katkı maddesi yok, meyveli dondurmalarında süt bile yok, yalnızca şeker ve meyveyle yapılmış. O kadar doğal ki, incirin tanelerini, kavunun çekirdeklerini, şeftalinin liflerini hissediyorsunuz ağzınızda. Her gün hangi meyve tazeyse, onunla yapılıyor dondurmalar. O yüzden bir gün kırmızı erikli, öbür gün kavunlu bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Hepsi birbirinden güzel, ama gene de Yaşar Usta’nın tavsiyesine de kulak verin. Pişman olmayacağınızdan emin olabilirsiniz.

Ben en son gittiğimde, şeftalili, çilekli ve kırmızı erikli yedim, sonra yetmedi bir külah da kavunlu aldım, yetmedi ta Bostancı’dan Tarabya’ya paket yaptırıp götürdüm. Evde arkadaşlarıma ikram ettiğimde gelen yorum herşeyi açıklıyor sanırım: “Bu dondurmayı cennetteki melekler küçük elleriyle yapmış olmalı” dedi arkadaşım.

Etiketler:

Yorum Yapın