Yeniköy Emek Cafe
Bonjour sevgili Küçük Gurmeseverler,
Bir kaç gündür, geçici ve kısa bir göç hareketi yüzünden bloguma ilgi gösteremedim, pek dertliydim. Daha önce de bir-iki yazının içinde çıtlatmıştım, 20 günlüğüne İstanbul restoranlarından ve kendi mutfağımdan uzağım. Ama yolu Brüksel’e düşecek olanlar için, kısa kısa Brüksel lezzetlerinden bahsedebilirim diye düşündüm. Tabi, öncelikle İstanbul’u terk etmeden önce uğradığım bir kaç yeri yazayım. Hem ben de gurbet ellerde, vatanımı yad ederim. (bkz. 2 günde gurbetçi olmak)
Yılların klasiği, Emek Kahvesi, yeni ve modern ismiyle Emek Cafe, herhalde uzun süreliğine İstanbul’dan uzak olsam en çok özleyeceğim yerlerin başında geliyor. Bilmeyenler için, Yeniköy’de, iskelenin biraz ilerisinde, sağda, tam deniz kenarında ve asmaların altında konuşlanmış. Aynı sokağın başında bir Emek Cafe daha var, ilk gidenleri “Hah, işte burası” diye keklemek adetimdir. Çünkü burası onların hayalindekinden bambaşka, okey oynanan bir erkek kahvesi. Ama o sokağa girip, mis gibi deniz kokusunu takip ederseniz, asıl Emek Cafe’ye ulaşırsınız.
Sabah ve öğle saatlerinde, hele haftasonları, ilaç için bir tane yer bulunmayan bu kahve, herhalde popülaritesini hiç kaybetmeyecek. İstanbul’da son günümde kahvaltı etmeye gittiğimizde bunu düşündüm. Gerçi, yıllar önce omlet yapmayı bıraktıklarında, ben de eskisi kadar sık gitmeyi bıraktım. Sahanda yumurta ya da menemen favori yumurta yemeklerim sayılmaz çünkü. Ve ellerinde yumurta olmasına rağmen, neden ısrarla omlet yapmadıklarını da anlayamıyorum. İki çırpacaklar yani, ne var bunda bu kadar büyütecek. Gene de eski günlerin hatırına, biraz manzara izlemek, martılara, şımarık serçelere çıtır çıtır ekmek atmak, Beykoz’a gidip gelen motorların sesini dinlemek için gitmek keyifli. Ha bir de, mis gibi kokan adaçayları için..
30-40 sene öncesinin Hayat Dergileri’nden sayfalarla hazırladıkları menüden, sosisli yumurta ve sucuklu menemen seçtik. Bir yandan da 40 sene önce, “sosyetenin ünlü simaları” ne çılgınlıklar yapıyorlarmış, onu okuduk.
Yanında da mis gibi çay ve söğüş domates-salatalık aldık. Çok doyduk ama Gül Böreği’nde de aklımız kaldı.
Her zamanki gibi, Macerayı Seven Adam’dan sonra en çok saçı olan ikinci Türk erkeği (Emek Kafe’nin komikli (!) garsonlarından) nerededir diye düşündük. Bol bol muhabbet ettik… İçerideki fotoğraflara, resimlere göz attık. Denize nazır hoş bir kahvaltıydı.
2 menemen, 1 yumurta, domates-salatalık, 2 çay: 25 YTL’ye maloldu.
Adres: Daire Sok. No:17/1 Yeniköy
Tel: 0212 223 77 28



02 Eylül 2008, 14:22 tarihinde.
Fiyatlarıda çok uygunmuş,karşı tarafa pek gitmesemde,aklımızda olsun..Kahvaltı yada çay için hoş bir cafe…
Sevgiler…
02 Eylül 2008, 16:52 tarihinde.
Anadolu Yakası’nda da benzer kahveler, Çengelköy’de ve Beylerbeyi’nde var galiba… Öyle değil mi?.. Sizden de Anadolu yakası Boğaz köylerinin kahveleri ile ilgili öneri beklerim her zaman..
En sevdiğim şey, deniz kenarında kahvaltı çünkü : )
03 Eylül 2008, 14:41 tarihinde.
Yemekleri, servisi cayi mayi herseyi cok guzel ama yer bulmak imkansiz.
04 Eylül 2008, 15:57 tarihinde.
Maslak’ta staj yaparken öğlen arasında deniz havası almak için ideal bir yer. Kıraathane’nin karşında biraz ilerdeki mantıcısı da baya güzel. Stajım bitti ama üşenmeyip bi kaç kez Bahçeşehir’den kalkıp gittim. Küçük Gurme’yi Bahçeşehir’e de bekliyoruz. Bizzat kendim ağırlicam kendisini
04 Eylül 2008, 16:47 tarihinde.
Ama, ama, çok uzak Bahçeşehir… Hele ben Brüksel’deyim şimdi iyice uzak. Ama 20′sinde dönüyorum, zevcinizle beraber sizi görmek isterim efendim… : )
09 Eylül 2008, 09:31 tarihinde.
Emek Café’de çay içmek, özellikle kalabalık olmayan zamanlarında, çok keyiflidir, doğru ya doğru. Ama ben buranın kahvaltı için çok iyi bir tercih olduğunu düşünmüyorum ben. Kahvaltı tabağı çok zayıf ve renksizdir mesela. Yumurta çeşitlerinin de öyle aman aman bir olayı yok bana kalırsa.
Yeniköy’de kahvaltı etmeyi düşünüyorsanız, hemen biraz ötede yolun karşı tarafında Yeniköy Kahvesi var, oraya gidin. Hem özel kahvaltı tabakları, hem de yumurta çeşitleri bence daha başarılı. Taze taze simit de var üstüne üstlük.