Cafe Nar
Ben biraz snob olduğum içüün, bütün lise yıllarımı geçirdiğim, Rumeli Hisarı kahvaltıcılarını pek bir salaş bulup, sevmemeye başladım artık. Gene de Sade Kahve’ye fırsat buldukça gidiyorum, artık güzelim deniz manzaramızın içine kadar girmiş, inşaat çalışmaları (Büyükşehir çalışıyor!) ve gürültüleri müsade ederse, çayımı içiyor, kahvaltımı ediyorum. Buna rağmen, insan istiyor ki, bir örnek kahvaltıcılarda, aynı çok tuzlu omletler, aynı sucuklu yumurtalardan başka, daha özgün, küçük, şirin yerler de olsun Boğaz’da. Soyaddaşım, Demet Kaynak da benzer düşünceler içindeymiş ki demek, yıllardır niye orada olduğunu anlayamadığım, manasız Edward’s mağazasının yerine Cafe Nar’ı açmış. Önce Tünel’deki Nar Cafe’nin bir şubesi olduğunu düşünmüştüm. Değilmiş. Orası da güzeldi bu arada.
Yukarıdaki örnekten de anlayabileceğiniz üzere, Cafe Nar, bildiğimiz klasik kahvaltılardan sunmuyor. Beril’in, Aslı’nın, Yiğit’in tabağını sunuyor. Beril Hanım kim bilmiyorum ama kahvaltısı (23 YTL) pek güzeldi. Pornof patates nedir çözememiştik, bildiğiniz patates kızartması çıktı, o biraz hayal kırıklığıydı. Bir de, yağda yumurtamın sarıları, tabakta ilerleyip, meyvalarıma, pancake’lerime bulaşmasın diye, ciddi akrobatik çabalarım oldu. Aynı tabağın içinde pek şık görünüyorlar tabi mamalarımız, ama pratikte zorluk çıkartıyorlar insana böyle. Çocukluğumda okuduğum bir romanda pancake’in üzerine akçaağaç şurubu döken çocuklar vardı. O günden beri merak ettiğim akçaağaç şurubunu tatmam için de güzel bir fırsat oldu bana bu kahvaltı tabağı. Ha bildiğiniz karamelden pek bir farkı yoktu, çocukken insan çok abartıyor canım bazı şeyleri. Vicdansız yazar da pek güzel anlatmıştı o da ayrı. Daha klasik ve büyük bir kahvaltı tabağı isterseniz, Yiğit’in kahvaltısını (25 YTL) da önerebilirim. İçinde örgü peynirler, ballar, kaymaklar var bol bol.
Sabah saatlerini geçtiyseniz, güzel sandviçlere bir göz atın. Yukarıda bir örneğini gördüğünüz, barbekü soslu steak sandviçi (19 YTL), Can Berk hala anlatıp duruyor. Haşhaşlı ekmeği, yanında gelen harika salsa sosu ve gerçek nachoslarıyla pek şık bir arkadaştı kendisi. Bu devirde, Meksika restoranları bile nachos yerine doritos (benim için hala panço o…) verirken, Cafe Nar’ın ne güzel bir iş yaptığı hakkında uzun uzun konuştuk bile.
Ayrıca çok aklımda kalan bir şey daha var Cafe Nar’da, onu yemek için yakın zamanda uğrayacağım tekrar. O da, kadayıf ve ayçekirdekleriyle panelenmiş piliç şinitzel (18 YTL). Bu kadarla kaldığını zannetmeyin. Cafe Nar’ın menüsü geniş, gidip bir deneyin, beni de haberdar edin derim. Taptaze meyve kokteyllerinden içmeyi de unutmayın.
Adres: Yahya Kemal Cad. No.32 – 34 Rumeli Hisarı / İstanbul
Tel: 0 212 265 65 86
Web: www.cafenar.com
Etiketler: Rumeli Hisarı



09 Ekim 2008, 12:21 tarihinde.
Meyveli, yumurtalı tabağın görüntüsü gerçekten çok hoş ama biraz zorlama olmamış mı? Yani rengarenk gözükecek diye, muzun yanında sosis, portakalın yanında patates kızartması pek olmamış sanki.
09 Ekim 2008, 13:42 tarihinde.
Kesinlikle öyleydi Gülfem… Dediğim gibi birbirlerine karıştırmadan yiyeceğim diye akrobasi yaptım. Halbuki küçük küçük tabakların içinde yine çok şık gözükebilirdi kahvaltımız.
02 Kasım 2008, 23:13 tarihinde.
deniz,kesinlikle buraya gideceğim,muhteşem gözüküyor.
kahvaltı en sevdiğim öğün zaten, o tabak ne öyle,wallpaper yapacağımdır.
02 Kasım 2008, 23:18 tarihinde.
Sen hele bir gel buralara, beraber gideriz icaabında..
20 Haziran 2009, 14:15 tarihinde.
rumeli hisarındaki en hoş kahvaltı mekanı,
kahvaltı-meyve-manzara üçlüsünü önünüze sunan nadir yerlerden..
26 Temmuz 2009, 10:27 tarihinde.
[...] önce Küçük Gurme bahsetmişti Cafe Nar’dan… Öncelikle kahvaltıda yenilebilecek her türlü seçenek [...]
10 Ağustos 2010, 17:38 tarihinde.
kafenizin yiyecekleri görünüşe bakılırsa güzele benziyor.