It’s a Joke!
Bir kaç gün önce, hem bir süredir biriktirdiğim tarifleri, hem de haftasonu mükellef bir ziyefet çektiğimiz It’a Joke’u yazmak için bilgisayar başına oturmuştum ki, Blogger’ın kapatıldığı haberini aldım. Keyifle bir yazı yazma hevesim kaçtı, o sinirle, sansürle ilgili yazacaktım, o da çok ağır oluyordu. Ben de bir parça erteledim. Bugün nihayet Blogger açılmış, ama sansürün etkisi hala internetin özgür ortamına damgasını vurmaya devam ediyor. Kararları alan hakimlerimiz konuyla ilgili biraz bilgi sahibi olmadıkça, yasalarımız revizyondan geçmedikçe, internet kullanıcılarımız, özellikle telif hakları konusunda daha hassas olmadıkça (itiraf edeyim, ben de bazen bu konuyu es geçenlerdenim), ifade özgürlüğünün anlamı tam olarak kavranmadıkça, bu olaylar yaşanmaya devam edecek. Ne yazık ki! Şimdilik hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Evet efendim, sepet efendim, bu haftasonu Nişantaşı City’s deki, It’s a Joke’taydık. Hakikaten şaka gibi bir mekan, It’s a Joke. İçeri girer girmez, çıfıtçı çarşısına girmiş gibi oluyorsunuz. Neler yok ki, lise üniformalı garsonlardan tutun (eskiden ilkokul önlüğüydü), gerçek boyutlarda at şeklinde abajura, Atatürk büstünden, plastik tabak şeklinde porselen tabaklara, mekandaki her şey birbirinden komik ve eğlenceli. Mutfak tabi ki yeni restoranların çoğunda olduğu gibi açık mutfak. Girişte, vitrinde duran çeşit çeşit pasta ve tatlı ise, aç midelere işkence gibi.
İzzet Çapa’nın ismi geçen her yerde olduğu gibi, içerisi tıklım tıkış… Müşterilerin bir kısmı da hayli sosyetik. Yani rezervasyonsuz gitmemenizi tavsiye ederim. Garsonlar da hayli enteresan, 55 yaşında bir ev hanımı, bir sosyolog, bir arkeolog ve bir matematik öğretmenleri var.
Menüye gelirsek, kenarı kırmızı çizgili, ilkokul defteri kılıklı, şirin menülerinde nefis yemekler var. Başlangıçlardan ortaya, hafif acılı çıtır karides (28 YTL) ve ravioli (22 YTL) geldi. İkisi de birbirinden lezzetliydi, yemeye kıyamadık resmen. Başlangıçlarda denemeyi düşündüğümüz bir diğer seçenek, breasolaya sarılı enginardı (25 YTL). Nedir diye sormayın, biz de nasıl birşey olduğunu merak ettiğimizden alacaktık.
Başlangıç menüsü pek geniş olmasa da, salata menüleri çok yaratıcı ve zengindi. İskender Kebap salatadan (25 YTL), Enginar, avokado ve kerevizli truffle’a (24 YTL), Fattoush salata ve tavuk tandoori’den (23 YTL), benim kişisel favorim olan çıtır karides salatasına (26 YTL) denemek için çıldırdığım çeşit çeşit salata vardı. En son, çıtır karides’te karar kıldım. Fakat uyarayım, biraz fazla acı olabilir bu salata. Mümkünse az soslu söyleyin, hassassanız. Ben ciğerlerime kadar yandım çünkü.
Pizza yiyen olmadı, o yüzden pizza analizlerini bir dahaki sefere bırakıyorum ve hamburgerlerle devam ediyorum. 50 YTL’lik, siyah truffe mantarlı (ve sanırım elmas parçacıklı) hamburgeri cüzdanınız kaldırmıyorsa, daha mütevazi bir New York Burger’den (21 YTL) de memnun kalacaksınızdır diye düşünüyorum. Özellikle açma hamurundan yaptıkları ekmekleri pek lezzetli görünüyordu.
Makarnalara gelince, yazının başında fotoğrafı olan, odun ateşinde pişmiş hamurun içinde gelen, deniz ürünlü spagetti (28 YTL) hepimizin favorilerinden oldu. Fakat ben hamur krizine girmeyeyim derseniz, pappardelle telefone (18 YTL) de mozarella peyniri, kurutulmuş domates ve fesleğenleriyle sade bir seçenek olarak menüde yerini almış.
Risottolardan, is peynirli (çerkez peyniri) ve patlıcanlı risotto (28 YTL), tadına baktığım en güzel risottolardan biriydi. Hem tam kıvamında, hem de malzemeleri çok uyumluydu, hem doyurucu, hem de hafifti. Odun ateşinde pişmesi de lezzetine önemli katkılar yapmıştı sanırım.
Ana yemeklerde de, birbirlerinden ne farkları olduğunu ne yazık ki anlayamadığım bir sürü et dışında, kılıç balığı (38 YTL), şaşlık kebabı (28 YTL), 23 otlu tavuk tandoori (25 YTL), tas kebabı safranlı risotto (29 YTL) gibi seçenekler vardı. Bütün gece tek sinir olduğum şey de, menünün bu sayfasındaydı. “Et dediğin ya az pişmiş, ya orta pişmiş yenir, eti et gibi yiyecekseniz, öyle sipariş edin, benim canımı sıkmayın” yazıyordu. Bu et diktası benim canımı sıkan bir boyuta vardı son günlerde. Belki beni kan tutuyor arkadaşım, illa vejeteryan mı olacağım?
Çok şey yemişiz, gitgide uzuyor yazı, o yüzden tatlı kısmından tek bir ipucu verip, It’s a Joke dosyasına ara verelim. Hem de yemeğin sonu da sürprizli olsun azıcık. İpucunuz: Dağ Meyveli Beze (19 YTL) ve sakızlı martini (24 YTL)…
Ayrıca yeni uygulama, haftasonu 10.00-14.00 arası annenizin kahvaltısından veriyormuş, It’s a Joke. Facebook’un yalancısıyım.
Afiyet olsun…
Adres: Teşvikiye Cad. No:162 City’s Alışveriş Merkezi Kat:5 Nişantaşı
Tel: (212) 373 23 00
Etiketler: alışveriş merkezi, city's, nişantaşı









29 Ekim 2008, 16:11 tarihinde.
Bizi beklettin beklettin, neyseki fişek gibi geldin:)
29 Ekim 2008, 18:13 tarihinde.
Kış geldi, işler güçler arttı, napayım. Yaz geri gelsin, lütfen…
30 Ekim 2008, 23:06 tarihinde.
Muhtesem analizlerin icin cok tesekkurler:)) Yalancisi diilsin bu haftasonundan itibaren It’s a Joke’da Annenin Kahvaltisi servisimiz basliyor, beklerimm:)) opuldunn..
28 Aralık 2008, 14:35 tarihinde.
kardes dedigin fiyatlar gercekmı ona gore gıdıcem gıttıgımde daha pahalı olmasında
28 Aralık 2008, 17:38 tarihinde.
dertli kardeşim, daha dün gittim, fiyatlarda bir değişiklik gözüme çarpmadı. Gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz. Afiyet olsun