Ekim 2008 için Arşiv

Cafe Nar

Cumartesi, 04 Ekim 2008

Ben biraz snob olduğum içüün, bütün lise yıllarımı geçirdiğim, Rumeli Hisarı kahvaltıcılarını pek bir salaş bulup, sevmemeye başladım artık. Gene de Sade Kahve’ye fırsat buldukça gidiyorum, artık güzelim deniz manzaramızın içine kadar girmiş, inşaat çalışmaları (Büyükşehir çalışıyor!) ve gürültüleri müsade ederse, çayımı içiyor, kahvaltımı ediyorum. Buna rağmen, insan istiyor ki, bir örnek kahvaltıcılarda, aynı çok tuzlu omletler, aynı sucuklu yumurtalardan başka, daha özgün, küçük, şirin yerler de olsun Boğaz’da. Soyaddaşım, Demet Kaynak da benzer düşünceler içindeymiş ki demek, yıllardır niye orada olduğunu anlayamadığım, manasız Edward’s mağazasının yerine Cafe Nar’ı açmış. Önce Tünel’deki Nar Cafe’nin bir şubesi olduğunu düşünmüştüm. Değilmiş. Orası da güzeldi bu arada.

Yukarıdaki örnekten de anlayabileceğiniz üzere, Cafe Nar, bildiğimiz klasik kahvaltılardan sunmuyor. Beril’in, Aslı’nın, Yiğit’in tabağını sunuyor. Beril Hanım kim bilmiyorum ama kahvaltısı (23 YTL) pek güzeldi. Pornof patates nedir çözememiştik, bildiğiniz patates kızartması çıktı, o biraz hayal kırıklığıydı. Bir de, yağda yumurtamın sarıları, tabakta ilerleyip, meyvalarıma, pancake’lerime bulaşmasın diye, ciddi akrobatik çabalarım oldu. Aynı tabağın içinde pek şık görünüyorlar tabi mamalarımız, ama pratikte zorluk çıkartıyorlar insana böyle. Çocukluğumda okuduğum bir romanda pancake’in üzerine akçaağaç şurubu döken çocuklar vardı. O günden beri merak ettiğim akçaağaç şurubunu tatmam için de güzel bir fırsat oldu bana bu kahvaltı tabağı. Ha bildiğiniz karamelden pek bir farkı yoktu, çocukken insan çok abartıyor canım bazı şeyleri. Vicdansız yazar da pek güzel anlatmıştı o da ayrı. Daha klasik ve büyük bir kahvaltı tabağı isterseniz, Yiğit’in kahvaltısını (25 YTL) da önerebilirim. İçinde örgü peynirler, ballar, kaymaklar var bol bol.

Sabah saatlerini geçtiyseniz, güzel sandviçlere bir göz atın. Yukarıda bir örneğini gördüğünüz, barbekü soslu steak sandviçi (19 YTL), Can Berk hala anlatıp duruyor. Haşhaşlı ekmeği, yanında gelen harika salsa sosu ve gerçek nachoslarıyla pek şık bir arkadaştı kendisi. Bu devirde, Meksika restoranları bile nachos yerine doritos (benim için hala panço o…) verirken, Cafe Nar’ın ne güzel bir iş yaptığı hakkında uzun uzun konuştuk bile.

Ayrıca çok aklımda kalan bir şey daha var Cafe Nar’da, onu yemek için yakın zamanda uğrayacağım tekrar. O da, kadayıf ve ayçekirdekleriyle panelenmiş piliç şinitzel (18 YTL). Bu kadarla kaldığını zannetmeyin. Cafe Nar’ın menüsü geniş, gidip bir deneyin, beni de haberdar edin derim. Taptaze meyve kokteyllerinden içmeyi de unutmayın.

Adres: Yahya Kemal Cad. No.32 – 34 Rumeli Hisarı / İstanbul

Tel: 0 212 265 65 86

Web: www.cafenar.com

Il Padrino

Cumartesi, 04 Ekim 2008

Ataşehir, daha bundan bir 5-10 sene önceye kadar, ya orada da oturulur mu dediğimiz, İstanbul’un ücra köşelerinden biriydi. Artık bu sınır, ta Kurtköy’e kadar ulaştı. Hal böyle olunca da Ataşehir, artan nüfusu, güzel siteleri, gelişen ulaşım yollarıyla birlikte, İstanbul’da en rahat oturulacak yerlerden biri haline geldi. Alışveriş merkezleri, spor salonları, her şeyi var da, iş yemeğe gelince, seçenekler kebap ve fast-food’la sınırlı kalıyor. Il Padrino bu açıdan, önemli bir eksikliği kapatıyor.

Bu akşam ilk defa denediğimiz Il Padrino, fotoğraflarından karşılaştırdığım kadarıyla, Caddebostan’daki Il Padrino’nun İtalyan havasını pek yakalayamamış. Daha çok alt kattaki + Kebap’a benziyordu. Tahta masalar, yumuşak bir aydınlatma yerine, beyaz masa örtüleri, daha çiğ bir ışık ve hangar gibi kocaman bir salonu vardı. Cuma akşamı olmasına rağmen, oldukça da boştu ne yazık ki. Çok kalabalık yerleri de sevmiyorum ama, bu kadar büyük bir yerin böyle boş olması da, insanda bir terkedilmişlik duygusu yaratıyor.

Masamıza oturduk güzelce. Menümüz hemen geldi. Şeffaf dosyalarda printer’dan çıkmış bir menü, artık menü tasarımlarına dağıtılan ödüller olduğu bir devirde, biraz eski moda kalıyor. Ama şekli şemalı geçersek, tam teşekküllü bir İtalyan restoranı menüsü olduğunu söyleyebilirim. Antipastilerde (iştah açıcılar) dana carpaccio (15 YTL), taze İtalyan salamı çeşitleri (15 YTL), peynir tabağı (15 YTL) gibi seçenekler denenebilir. Spordan çıkıp gelenler ya da spor yapamıyoruz, bari hafif yiyelim diyenlere, deniz ürünleri salatası (20 YTL) ya da karışık sebzeli salata (12 YTL) önerilebilir. Ara sıcaklar en sevdiğim bölümdür hep, Il Padrino bol deniz mahsüllü seçenekleriyle gönlümü çeldi. Karides güveç 22 YTL, ekşi soslu deniz mahsülleri 22 YTL’ydi. (Gerçi bunlar sıcak değil, çeviri hatası olmuş galiba menüde) Risottolarda, yine deniz mahsüllü, mantarlı, somonlu ve sebzeli alternatifleriniz var, fiyatları 18-22 arası değişen. Makarnalar ve pizzaların hangisini sayayım bilemedim. Ama fiyatları 16-22 arasında olan makarnalarda, benim ilgimi çeken, kum midyeli ve dört peynirli olanlarıydı.

Biz pizzayı, makarnayı geçip, secondi piatti kısmında takıldık biraz. Pollo alla crema (22 YTL), yani mozarella peynirli, krema, mantar ve sarmısaklı tavuğumuz gayet şahaneydi.

Komik balıklı bir tabakta gelen, deniz mahsüllü risotto (22 YTL), fazlaca sıcaktı. Tabi ki, iki dakika soğumasını bekleyemediğim için, gözlerimden ateşler fışkıra fışkıra yarısına kadar geldim. Ancak ondan sonra iyi olup olmadığını düşünmek aklıma geldi. Bol malzemeli olmasını takdir etmem bir yana, biraz fazlaca pişmişti. Azıcık daha dişe dokunur olsa, daha iyi olabilirdi belki, ama gene de haksızlık etmeyelim, son derece lezzetliydi.

Tatlıya gelince, ne yazık ki, aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Creme Brulée’miz, pek brulée olmamıştı. Çok soğuk ve sert kıvamlıydı. Buzdolabından çıkarıp, üzerini çıtırlaştırıp getirmişlerdi sanki.

Bunların haricinde, servis oldukça profesyonel ve hızlıydı. Bir daha ne zaman giderim bilmiyorum ama, gene de Ataşehir’de böyle bir seçenek olduğuna memnun oldum.

Adres: Ataşehir Girişi, Karaman Çiftlik Yolu, No:10/A

Tel: 0216 573 45 45 – 0533 920 99 38

Web: www.ilpadrino.com.tr

Ekler Pasta

Çarşamba, 01 Ekim 2008

Ne zamandır canım çekiyordu, ama bir türlü mutfağa girecek hal bulamadım kendimde. Özellikle bu ayki La Cucina Italiana’da adım adım choux hamuru tarifini gördükten sonra, yapmamak ayıp diyordum kendi kendime. Bugüne kısmetmiş.

Bu hamurla, profiterol, kremalı Paris-Brest çörekleri ya da daha önceki bir yazımda tarifini verdiğim, mantarlı profiterol gibi tuzlu çörekler de hazırlayabilirsiniz. Ayrıca ekler pastaların üzerine çikolata yerine, pudra şekeri, yarım limon ve istediğiniz meyvelerden oluşan bir karışım hazırlayarak dökebilir, rengarenk eklerler yapabilirsiniz.

Malzemeler:

Choux hamuru için:

  • 1 su bardağı su
  • 4 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı un
  • 3 yumurta

Pastacı kreması için:

  • 3 yumurta
  • 4 çorba kaşığı un
  • 5 çorba kaşığı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 2 bardak süt

Çikolatalı sos için:

  • 1 paket bitter çikolata
  • 2 çorba kaşığı su

Yapılışı:

1) Bir tencereye, 1 su bardağı soğuk su ve 4 çorba kaşığı tereyğı koyup, orta ateşte ısıtın. Üzerine bir tutam tuz ekleyin.

2) Su ve tereyağı karışımı kaynamadan, elekten geçirdiğiniz 1 su bardağı unu ekleyin. İyice karıştırın.

3) Orta ateşte, durmadan bir kaç dakika karıştırdığınızda hamurunuz yukarıdaki gibi görünmeli.

4) Pişen hamurunuzu iyice temizlediğiniz tezgahınızın üzerinde soğumaya bırakın. Soğurken, yüzeyinin kurumaması için arada bir karıştırmayı unutmayın.

5) Soğuyan hamura 3 yumurtayı bir mikser ya da blender yardımıyla ekleyin.

6) Bir sıkma torbası yardımıyla tepsiye aralıklı olarak dizeceğiniz hamurları, 200 C ısıtılmış fırında, 30 dakika pişirin. Çok kabarıyorlar, o yüzden aralıklı dizmeyi unutmayın.

7) Ekler hamurları pişerken, 3 yumurta, 4 çorba kaşığı un, 5 çorba kaşığı şeker, vanilya ve limon kabuklarını karıştırıp, 2 su bardağı süt ekleyerek, pişireceğiniz kremayı hazırlayın.

8) Ortadan ikiye böldüğünüz eklerin içinde yine sıkma torbası yardımıyla, kremayı doldurun.

9) Son olarak, benmari usulü, yani kaynayan suyun ortasına koyduğunuz bir fincan içinde, erittiğiniz çikolata ve 2-3 kaşık suyu (su miktarını göz kararı arttırabilirsiniz ya da krema ekleyebilirsiniz bu sosa) eklerlerin üzerine sürün ve afiyetle yiyin.