Sosa Ciyaaak!

Sosa

Şimdi ben Sosa’yı liseden beri çok severim. ÖSS zamanı, hızla şişerken, “Acaba rejim mi yapsam, ne güzel hep Sosa’dan yerim.” dediğim nadir zamanlarda hayat kurtarıcı bir önem arzederdi benim için. Hakikaten de, en güzel, en şık yerlerde bile, Sosa’nınki gibi güzel salatalara rastlamak zor hala. Karışık meyve-sebze kokteylleri de sağlıklı yaşamcıları olduğu kadar, küçük gurmeleri de cezbediyor. 

Ve fakaat, geçen ay Sosa Kanyon kendilerine karşı olanca sempatimize rağmen, bizi çileden çıkardı. Şimdi durum şöyle: Bizim acelemiz var 1 saat sonra sinemaya gideceğiz, ama çok da açız. Uzun uzadıya yemek yemeye vaktimiz yok diye, Sosa’da bir salata yer, hemen sinemaya koşarız dedik, ki aslında 1 saat yemek yemek için çok da sıkışık bir zaman dilimi değil. Güzel güzel oturduk. Sayıyorum: Menünün gelmesi 10 dk, meyve sularından yalnızca 1′inin gelmesi 15 dk, yine salatalardan yalnızca 1′inin gelmesi 20 dk. sürdü. Yani 45 dakikada siparişimizin ancak yarısını alabildik. Birimiz yer, birimiz bakarken, fark ettik ki, son 15 dk’da ancak hesabı alabileceğiz. Dedik siparişin yarısını iptal edelim. Derdimizi anlatacak bir garsonla göz göze gelebilmemiz de 10 dk’mızı aldı. Kaldı size 5 dk. Bu arada ben salatanın yarısını bırakıp, sinemaya bilet almaya koştum. Can Berk’çiğim ise gariban gibi, hem aç kaldı, hem sinemaya geç kaldı. 

Üstelik bütün bunlar yalnız bizim masada değil, etrafımızdaki bütün masalarda yaşandı. Yani mutfakta kuzu çevirme yapmıyorlar. Hepsi hazır olan malzemeleri karıştırıp, önümüze 2 parça yeşillik koyacaklar epi topu. Üstelik kalabalık değil, üstelik tonla da gencecik garson var. E, o zaman ayıp oluyor biraz Sosa’cığım, bizi bu kadar bekletmek.

Etiketler: ,

Yorum Yapın