‘Balıkçı’ Kategorisi için Arşiv

Kosinitza

Cuma, 10 Temmuz 2009

img_8081

Son zamanlarda etrafımdakilere en çok tavsiye ettiğim restoranların başında Kuzguncuk’taki Kosinitza geliyor. Aslında uzun zamandır gitmek istediğim bir yer olmasına rağmen, Kuzguncuk pek yol üstü bir semtimiz olmadığından, benimle gelecek insan bulmak için, doğumgünü nazı kozumu kullanmak zorunda kaldım. Biraz psikopatça ama, nasıl olsa doğumgünümde beni kıramazlar diye, ta Tarabya’dan Kuzguncuk’a kadar taşıdım arkadaşlarımı. Gıklarını da çıkaramadılar zavallıcıklarım, paşa paşa geldiler. Fakat sonunda, o kadar yola rağmen pişman olmadıklarını söyleyebilirim.

İsmini Kuzguncuk’un eski isminden alan Kosinitza’yı hangi kategoriye koyabileceğimi bilmiyorum. Menüsü ağırlıklı olarak deniz ürünlerinden oluşuyor, ama balık lokantası denmez buraya. Dünya lezzetleri desem, o da değil, misler gibi halis muhlis Türk mezeleri var. Hasılı, burası tamamen kendine özgü bir yer. Kuzguncuk’ta Dilim Pastanesi’nin sokağına girdiğinizde sağda, miniminicik bir mahalle lokantası görünümünde.

img_8086

Sunumları, yemeklerinin yaratıcılığı, servisinin ve ortamın mükemmelliğiyle Kosinitza’ya hayran olmamak çok zor.

açık büfe

Restoranın ortasında bulunan açık büfe meze masasından istediğimiz mezeleri seçerek yemeğimize başlıyoruz. Karidesli patlıcan salatası ve Jumbo barbunyalar harika…

roka salatası

Bu kadar sade bir salatada yazacak ne var diyebilirsiniz ama, parmesanlı roka salatası (14 TL) bile kapış kapış bitirildi masada.

dil balığı güveç

Ana yemeklere gelince, benim yediğim milföy kaplı, porçini mantarlı dil balığı güveç (35 TL), yemek değil sanattı.

parmesanlı dil balığı

Fırında parmesanlı dil balığı (25 TL) ise ikinci favorim oldu.

Tatlıya ne yazık ki yer kalmamıştı.

Adres: İcadiye Cad. Bereketli Sok. No: 2/A Kuzguncuk

Tel: 216 334 04 00 (Çok küçük bir yer, mutlaka erken rezervasyon yapmakta fayda var)

Web: http://www.kosinitzarest.com/

Set Balık

Pazartesi, 04 Ağustos 2008



Bu akşam Gurme Tanrıları bana çalıştılar. İstesem, ayarlasam böyle keyifli yemek yiyemezdim. Oysa ben hiç bir çaba göstermeden Dear Universe, benim için bütün gerekli koşulları sağladı. Kireçburnu’ndaki Set Balık’ı biliyorsunuzdur belki. İstanbul’da uygun fiyata pek güzel balık yenebilecek bir yerdir. Fakat ben ne zaman gitsem, ya toktum, ya acelem vardı, bir türlü keyfini çıkaramamıştım.

Bu akşam aklımıza esti gidelim dedik. Pazartesi akşam saat 21.00′e yaklaşırken, bir restoran böyle tıklım tıkış dolu oluyorsa, orada bir ekstraordinerlik vardır diye düşünüyorum. Hakikaten gittiğimizde yalnızca iki ya da üç masa boştu, o da şansımıza. Her masadan keyifli bir muhabbet ve kahkahalar yükseliyordu üstelik. Hemen güzel bir masa ayarlandı, oturduk. Rakı içeceksem, nerede olsa Yeşil Efe arıyorum, Set’te ne yazık ki Yeşil Efe yoktu, onun yerine Tekirdağ’ın yeşil üzüm rakısını doldurdular hemen, o da fena değildi.

Ardından sıra sıra mezeler gelmeye başladı. Zaten açlıktan gözümüz dönmüş haldeydi, soğuk meze tepsisine saldırdık neredeyse. Eğer yazıları takip ediyorsanız, orijinal lezzetlere zaafımı biliyorsunuzdur. Farklı olsun da ne olursa olsun diye yaklaşabiliyorum bazen yediklerime. Bazen hayal kırıklığıyla da sonuçlanabiliyor, ama Set’teki seçimlerimiz çok şükür öyle olmadı. Soğuk mezelerden, zencefilli lagos, levrek marine beklentilerimizi sonuna kadar karşıladı. Lagos biraz sert gibiydi, ama Sezen Aksu şarkısı gibi, bir-iki lokmadan sonra çok sevdik. Levrek Marine zaten efsane bir lezzet, her balıkçının menüsünde olmalı bence. Onun dışında, Patlıcan Salatası gayet başarılı, deniz börülcesini ise yoğurtla getirdiler ki, ben hiç yakıştıramadım. Bence yalnız bir parça limon ve zeytinyağıyla güzel olan bir meze deniz börülcesi. Bir de yazın sulu sulu mis gibi limonlarımız varken, şişede satılan, limon sularını sevmiyorum ki, ondan da vardı ne yazık ki masamızda.

Daha biz hangi mezeden yiyeceğimizi şaşırmış haldeyken, tabaklara balık börek geldi. Dışı çok sert, ama içinde yumuşacık, karidesler, ahtapotlar, bayıldım… Ardından çin soslu karides, yaprak dolması gibi yapılmış, dışı pane edilmiş, balık sarma, susamlı levrek, balık köfte ve balık kokoreç geldi. Bunlardan da favorim, susamlı levrekti. Evde de yapsam nasıl olur diye düşünmeye başladım hatta. Balık kokoreç benim damak tadıma göre biraz fazla acıydı. Gene kalamar ve midye tava klasik lezzetler, ama Küçük Gurme İzmir şubesi bile beğenerek yedi kalamarları ki, ona İstanbul’da kalamar yedirmek zor iştir.

Bu arada Set’in servisi son derece başarılı, güleryüzlü ve hızlı. Her yemeklerinin içinde ne var, nasıl yapılıyor, hangisi güzel, hangisi değil, biliyorlar ve sıkılmadan yardımcı oluyorlar. Bunu da belirtmekte ve kendilerine teşekkür etmekte fayda var.

Neyse, efendime söyleyeyim, bu kadar meze üzerine haliyle bizde balık filan yiyecek hal kalmadı. Tam karnımız doymuş, sakin sakin rakımızı yudumlayacakken, yan masayla çok da keyifli bir müzik sohbetine girdik, nasıl olduğunu anlamadan. Müzik ve rakı kesinlikle insanları birbirine bağlayan en önemli zevklerden. Yemeğimizin keyfi böylece ikiye katlandı.

Son olarak, bir-iki tatlı, meyva demişlerdi. Bir baktık, masaya gene çeşit çeşit tatlı dolmuş, sıcak hamurun içinde dondurma, kağıt helva içinde dondurma, baklava, revani, ne ararsanız vardı, hem de kallavi porsiyonlarla. Bekliyorduk ki hesap da aynı kallavilikte olsun. Hiç de öyle olmadı. Daha önce de duymuştum, ama hiç bu şekilde test ettiğim olmamıştı. Bir şehir efsanesine göre Set’te ne yerseniz yiyin, kişi başı 50 YTL’nin üzerine çıkmıyormuş hesap. Bu kadar yemeğin üzerine biz kişi başı 45 YTL ödedik, bilmiyorum başka test eden var mıdır aranızda bu hesap efsanesini. Yalnız bir noktayı akılda tutmakta fayda var. Set kredi kartı kabul etmiyor. Uygun fiyatlarını bu şekilde koruyorlarmış. Eğer bu noktayı unutursanız, üzülmeyin, bir gün sonra hesabı yatırabileceğiniz bir banka hesapları da var. Bir de rezervasyon yaptırmayı unutmayın, her mevsim, her gün dolu oluyorlar.

Adres: Kireçburnu Caddesi, No:18 Tarabya
Tel: 0212 262 04 11 - 262 34 98

Balıkçı Kahraman

Cuma, 23 Kasım 2007


Küçük Gurme, yemek için Fizan’a gitmeye üşenmeyenlerin adresi, bugün size Fizan’a kadar değil, fakat Rumeli Kavağı’na doğru bir yolculuk öneriyor. Siz de, benim gibi, denizden babam çıksa, gözünün yaşına bakmam yerim diyorsanız, zaten sık sık Kavak’a doğru uzanıyorsunuzdur. Fakat belki biraz daha kıyıda köşede kalmış olan Kahraman’ı daha keşfetmemişsinizdir.

Balıkçı Kahraman, ne yazık ki deniz kıyısında olmadığından, ilk başta cazip gelmiyor. Fakat içeri girdiğiniz andan itibaren, ambiyansı sizi sarıyor. “Tavandan sarkan balıkçı ağları, yemeğimizi paylaşan o küçük kedi…” sanki eski bir şarkıdan esinlenip de düzenlenmiş gibi. Eski usül açık mutfak,beyaz örtülü masalar, çengellerden sarkan boy boy kalkanlar, herşey “salaş balıkçı lokantası” mitine uygun.

Balıkçı Kahraman’a giderken, ne yiyeceğimize çoktan karar vermiştik bile. Fakat biz daha sipariş vermeden, salatamız, mis gibi çıtır kızarmış ekmeklerimiz, patlıcan salatamız geldi. Artık açlıktan mıdır, yoksa gerçekten çok mu güzeldi bilmem, ama salataları çok lezzetli geldi bana. Arkasından, kekikli, kırmızı biberli hamsilerimizi, ızgara kalamarlarımızı söyledik. Hamsiyi ben daha çok çıtır çıtır kızarmış haliyle seviyorum, bu buğulama gibiydi, ama kalamarlar yumuşacık ve belli ki çok tazelerdi. Kalamar tava yediğimde, bir çok yerde, kalamardan çok yumuşatmak için koydukları karbonatın tadını alıyorum, ama ızgara hali tam tadını ortaya çıkartıyor bence. Ara sıcaklarda, levrekten yaptıkları balık köfteleriyle ve balık kokoreçleriyle de çok övünüyorlar, aklınızda bulunsun. Tüm bu ıvır zıvırların ardından, nihayet beklediğimiz an geldi. Bütün halinde odun ateşinde pişirilmiş, Kalkan Tandır’ımız masaya bütün haşmetiyle kuruldu. Balıkçı Kahraman’ın sahipleri, başka kimsenin kalkanı bu şekilde pişirmediğini söylüyorlar. Üstelik hizmette de kusur yok. Nasıl yiyeceğiz şimdi biz bu balığı diye düşünmeye başlamışken, şef garson, gelip, hepsini ayıklayıp, tabaklara dağıtıveriyor. Balığın lezzeti de, anlatılmaz yaşanır bir lezzet. Dişlerinizi unutabilirsiniz yerken, o derece yumuşacık.

Son olarak da helvamızı yedik, kahvemizi içtik. Yemekler güzeldi, e kalkan da yiyince, hesabın tuzlu olacağını tahmin etmek güç değildi, ama açıkçası, beklediğimizden de pahalı geldi hesap. İçkisiz kişi başı 70 YTL civarındaydı. Kavak’ın ortasında deniz görmeyen bir yerde, bu kadar hesap ödemeye değer mi, yemekleri çok güzel de olsa, ona da siz karar verin.

Tel: (0212) 242 64 47
Adres: İskele Cad. No:15 Rumeli Kavağı-İstanbul

Küçük Gurme Kavak’tan bildirdi.