İnternet Yasakları Nasıl Aşılır?
Pazar, 06 Haziran 2010Şimdiden özlediğim sevgili Küçük Gurme okurları ve kardeş bloglar,
Neler yapıyorsunuz? Mutfaklarınızda yeni yemekler pişiyor mu, yeni konserlere gidiyor musunuz, yaz yaklaştı, seyahat hazırlıklarınız var mı? Ben bir kısmınızın bloglarına ulaşamıyorum, benim yazdıklarım kaçınıza ulaşıyor artık takip edemiyorum, İngilizce yazanlarınızın sitelerine bakarken, bilmediğim bir kelime olduğunda, Google Translate üzerinden tercüme yardımı alamıyorum, Youtube linki paylaştığınızda, meraktan çatlıyorum acaba içinde ne var diye. Sizde problem yok mu ki susuyorsunuz yasaklarla ilgili? Geçici bir sorundur diye mi ümit ediyorsunuz? Yoksa “internet yasakları nasıl aşılır” konulu yazılar sorunumuzu çözüyor mu zannediyorsunuz? Biz network uzmanlığımızı geliştirdikçe, yasakçılar da yeni yöntemler geliştirmeyecek diye mi düşünüyorsunuz?
Keşke… Ama böyle değil ne yazık ki. Bakınız Sansürden Sorumlu Devlet Bakanımız Binali Yıldırım soruyor: “Bu ülkeyi Google mı yönetecek?” Yasakların, yanlışlık değil, geçici bir durum değil, bilinçli bir gövde gösterisi olduğunun kanıtı değil mi bu soru? Öte yandan Recep Tayyip Erdoğan, çözümün oto-sansürden geçtiğini şu sözlerle açıklamış: “Otosansür, otokontrol noktasında internetin de kendisini artık daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz” İnternet kim? İnternetin tek bir muhattabı yok ki kendisini denetlesin. Bunu çok iyi bilen yasa koyucularımız ve uygulayıcılarımız da, muhattabını bulamadıkları “suçlar” için, bir anne hassasiyetiyle, masum vatandaşlarının gözlerini kapatarak, neme lazım, üzerimize sıçramasını engellemeye çalışıyorlar.
Bahaneler çoğunlukla, çocuklarımızın ve genel ahlakımızın korunmasıyla, Atatürk’e hakaretin engellenmesini kapsıyor. Milletçe hassas olduğumuz bu konuların seçilmesi tesadüf değil. Oysa bu bahaneler yasakları haklı çıkarmıyor. Siz de çocuğunuz kendi doğrularını bulurken, onunla tartışmak istemez misiniz gördüğü şeyleri? Eleştiri ve hakaret arasındaki farkı belirlerken sizin de söz hakkınız olsun istemez misiniz? Hoşunuza gitmeyen bir şey gördüğünüzde, buna sizin fikirlerinizi olgunlaştıracak, sizi düşünmeye zorlayacak bir imkan olarak bakamaz mısınız? Herhangi bir düşünceyi yeraltına iterek yok ettiğinizi mi düşünüyorsunuz? Genel ahlakın, hepimizin ahlakı değil, yalnızca en çok sesi çıkanların ahlakı olduğunu bilmiyor muyuz biz?
Sorularım bitmez. Cevaplarımız ise farklı olabilir. Yine de yasaklardan rahatsız olmak konusunda birleşiyorsak, tepkimizi göstermenin gerekli olduğunu tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum. Bireysel tepkilerimizin de çok değerli olduğunu düşünüyorum, fakat ortak bir hareketin parçası olmak isteyenler için:
- Friendfeed’de sansüre karşı yapılabilecek eylemlerin tartışıldığı başlık: http://friendfeed.com/netdas/0d39f470/google-hizmetlerine-konulan-sansur-hakknda
- Yine aynı konunun tartışıldığı mailgrup (ki bugün itibarıyla Google Groups erişimi de engelli, delireceğim): http://groups.google.com/group/sansure-karsi-eylem
- Facebook grupları: http://www.facebook.com/SansureKarsiEylem http://www.facebook.com/pages/Googlea-Erisimin-Engellenmesini-Protesto-Ediyoruz/119193148122040
- Üstte kullandığım banner’ı sitenize yerleştirmek için gerekli bilgiler: http://s.xcbg.net/sansur/
Sizin bildiğiniz başka hareketler varsa paylaşabilirsiniz.
Sevgilerimle,
Küçük Gurme




