

Bu akşam Gurme Tanrıları bana çalıştılar. İstesem, ayarlasam böyle keyifli yemek yiyemezdim. Oysa ben hiç bir çaba göstermeden Dear Universe, benim için bütün gerekli koşulları sağladı. Kireçburnu’ndaki Set Balık’ı biliyorsunuzdur belki. İstanbul’da uygun fiyata pek güzel balık yenebilecek bir yerdir. Fakat ben ne zaman gitsem, ya toktum, ya acelem vardı, bir türlü keyfini çıkaramamıştım.
Bu akşam aklımıza esti gidelim dedik. Pazartesi akşam saat 21.00′e yaklaşırken, bir restoran böyle tıklım tıkış dolu oluyorsa, orada bir ekstraordinerlik vardır diye düşünüyorum. Hakikaten gittiğimizde yalnızca iki ya da üç masa boştu, o da şansımıza. Her masadan keyifli bir muhabbet ve kahkahalar yükseliyordu üstelik. Hemen güzel bir masa ayarlandı, oturduk. Rakı içeceksem, nerede olsa Yeşil Efe arıyorum, Set’te ne yazık ki Yeşil Efe yoktu, onun yerine Tekirdağ’ın yeşil üzüm rakısını doldurdular hemen, o da fena değildi.
Ardından sıra sıra mezeler gelmeye başladı. Zaten açlıktan gözümüz dönmüş haldeydi, soğuk meze tepsisine saldırdık neredeyse. Eğer yazıları takip ediyorsanız, orijinal lezzetlere zaafımı biliyorsunuzdur. Farklı olsun da ne olursa olsun diye yaklaşabiliyorum bazen yediklerime. Bazen hayal kırıklığıyla da sonuçlanabiliyor, ama Set’teki seçimlerimiz çok şükür öyle olmadı. Soğuk mezelerden, zencefilli lagos, levrek marine beklentilerimizi sonuna kadar karşıladı. Lagos biraz sert gibiydi, ama Sezen Aksu şarkısı gibi, bir-iki lokmadan sonra çok sevdik. Levrek Marine zaten efsane bir lezzet, her balıkçının menüsünde olmalı bence. Onun dışında, Patlıcan Salatası gayet başarılı, deniz börülcesini ise yoğurtla getirdiler ki, ben hiç yakıştıramadım. Bence yalnız bir parça limon ve zeytinyağıyla güzel olan bir meze deniz börülcesi. Bir de yazın sulu sulu mis gibi limonlarımız varken, şişede satılan, limon sularını sevmiyorum ki, ondan da vardı ne yazık ki masamızda.
Daha biz hangi mezeden yiyeceğimizi şaşırmış haldeyken, tabaklara balık börek geldi. Dışı çok sert, ama içinde yumuşacık, karidesler, ahtapotlar, bayıldım… Ardından çin soslu karides, yaprak dolması gibi yapılmış, dışı pane edilmiş, balık sarma, susamlı levrek, balık köfte ve balık kokoreç geldi. Bunlardan da favorim, susamlı levrekti. Evde de yapsam nasıl olur diye düşünmeye başladım hatta. Balık kokoreç benim damak tadıma göre biraz fazla acıydı. Gene kalamar ve midye tava klasik lezzetler, ama Küçük Gurme İzmir şubesi bile beğenerek yedi kalamarları ki, ona İstanbul’da kalamar yedirmek zor iştir.
Bu arada Set’in servisi son derece başarılı, güleryüzlü ve hızlı. Her yemeklerinin içinde ne var, nasıl yapılıyor, hangisi güzel, hangisi değil, biliyorlar ve sıkılmadan yardımcı oluyorlar. Bunu da belirtmekte ve kendilerine teşekkür etmekte fayda var.
Neyse, efendime söyleyeyim, bu kadar meze üzerine haliyle bizde balık filan yiyecek hal kalmadı. Tam karnımız doymuş, sakin sakin rakımızı yudumlayacakken, yan masayla çok da keyifli bir müzik sohbetine girdik, nasıl olduğunu anlamadan. Müzik ve rakı kesinlikle insanları birbirine bağlayan en önemli zevklerden. Yemeğimizin keyfi böylece ikiye katlandı.
Son olarak, bir-iki tatlı, meyva demişlerdi. Bir baktık, masaya gene çeşit çeşit tatlı dolmuş, sıcak hamurun içinde dondurma, kağıt helva içinde dondurma, baklava, revani, ne ararsanız vardı, hem de kallavi porsiyonlarla. Bekliyorduk ki hesap da aynı kallavilikte olsun. Hiç de öyle olmadı. Daha önce de duymuştum, ama hiç bu şekilde test ettiğim olmamıştı. Bir şehir efsanesine göre Set’te ne yerseniz yiyin, kişi başı 50 YTL’nin üzerine çıkmıyormuş hesap. Bu kadar yemeğin üzerine biz kişi başı 45 YTL ödedik, bilmiyorum başka test eden var mıdır aranızda bu hesap efsanesini. Yalnız bir noktayı akılda tutmakta fayda var. Set kredi kartı kabul etmiyor. Uygun fiyatlarını bu şekilde koruyorlarmış. Eğer bu noktayı unutursanız, üzülmeyin, bir gün sonra hesabı yatırabileceğiniz bir banka hesapları da var. Bir de rezervasyon yaptırmayı unutmayın, her mevsim, her gün dolu oluyorlar.
Adres: Kireçburnu Caddesi, No:18 Tarabya
Tel: 0212 262 04 11 – 262 34 98