‘Esnaf Lokantası’ Kategorisi için Arşiv

Çiya

Pazar, 10 Ağustos 2008

Uzun zamandır yazmak istediğim yerlerin başında Çiya geliyor. Geçen gün, madem yazacağım, bari gidip bir yemek yiyeyim, sizlere Çiya’dan son gelişmeleri aktarayım dedim. Blog bahane, Çiya her zaman şahane. Çiya’yı hala duymamış şanssız azınlık için, kısa bir açıklama yapmam gerekirse, Kadıköy Balıkçılar Çarşısı’nı işgal etmiş, iyi de yapmış bu lokanta (hatta ufak çapta lokantalar zinciri de diyebiliriz), adını dağların tepelerinde yetişen sevda çiçeklerinden alıyor. Yemeklerine de bu sevda çiçeklerinden bir tutam atıyorlar herhalde ki, bir defa gittikten sonra rüyalarınıza giriyor. Aynı sokak içinde üç şubeleri var, iki tanesi kebapçı, bir tanesi Antep yemekleri yapıyor. Çiya Sofrası diye geçen ve Antep yemekleri yapan şubesi her seferinde aklımı çeldiği için kaç senedir, bir defa bile kebapçı kısmına uğrayamadım. Ama kebaplarının da methini çok duydum. Deneyip yorumlarınızı yazmak isterseniz çok sevinirim.

Çiya Sofrası ise gerçekten çok özel bir yer. Girdiğiniz anda, hemen sağınızda küçük bir salata büfeleri var. Küçük olduğuna bakmayın, hepsinin lezzeti ayrı güzel. Benim favorim, ekşili küçük bulgur köfteleri… Sırf onlardan yemek için bile, Çiya’ya gidebilirsiniz. Onun dışında kekik salataları ve inanılmaz kuru patlıcan dolmaları da var salata büfesinde. Salata tabağınızı tarttırıp, hemen sol tarafa doğru yöneliyorsunuz. Orada da çeşit çeşit sıcak yemeklerle karşılaşıyorsunuz. Aşçıbaşına yemeklerin ne olduğunu sormaktan çekinmeyin, hepsini teker teker açıklamaya o kadar alışmışlar ki… Ekşili kebap, benim için, bütün zamanların favorisi. Fakat bu sefer gittiğimde Analı Kızlı denedim, o da zaten, ekşili köfteye çok benziyor, köftelerin boyutları değişik yalnızca. Yuvarlamaları mutlaka denenmeli. Bir çok yemeklerinde olduğu gibi, hafif ekşimsi tat, çok yakışıyor, bu yoğurt, bulgur köftesi ve kuzu etinden oluşan çorbaya. Bulgur pilavı her zaman çok sevdiğim bir şey olmuştur. Çiya’nın bulgur pilavında ise bir ayrı lezzet olduğunu söyleyebilirim, sanırım kullandıkları yağdan dolayı. Bunlar orada sürekli bulabileceğiniz yemekler, ama mevsime, hatta güne göre değişen, pek çok orijinal yemekle de karşılaşabilirsiniz. Vişneli kebap, Cacıklı Arap Köftesi, Enginar Dolması bunlardan bazıları…

İçeceklere gelince, mayhoş-tatlı tadları, rengarenk görüntüleriyle, şerbet içmek çok keyifli. Demirhindi, Sumak, Karadut arasında karar vermek zor. Karadut biraz fazla tatlı, ben genelde daha ekşi olan sumak şerbetini tercih ediyorum. Yemek üstüne ise kekikten yapılan zahter çayı, ilk yudumdan itibaren, midenizi kuş gibi hafifletecek.

Çiya’da çalışanlar son derece sempatik, güleryüzlü, bir çoğu da oldukça gençler. Hiçbir sorunuza cevap vermekten kaçınmıyorlar. Fakat servis pek hızlı değil, özellikle kalabalık saatlerde yemeklerinizi azıcık beklemeyi göze almanız gerekebiliyor. Çok açsanız, salata tabağını kalabalık tutmak iyi bir fikir. Fiyatlara gelince, çok ekonomik olduğunu söyleyemeyeceğim. Genelde kişi başı 25 YTL gibi bir hesap geliyor.

Son olarak tatlılardan bahsetmezsek olmaz. Cennet Çamuru mu desem, domates, patlıcan tatlılarını mı önersem, yoksa şöbiyetten şaşmasam mı bilemiyorum. Geçen gittiğimde, Cennet Çamuru aklımı çeldi, onu anlatayım bari. Bu tatlı kadayıf hamuru,sahan kaymağı,tarçın,şekerle yapılıyor. Hem görüntüsü, hem lezzeti harika. Hem de içinizi bayacak kadar tatlı değil. Domates, patlıcan tatlıları ise, isimlerinden beklediğinizden çok daha iyi çıkacak, emin olabilirsiniz.

Çok güzel bir de internet siteleri var. http://www.ciya.com.tr adresinden, yemekleriyle ilgili daha detyalı bilgilere, daha güzeli, wallpaper yapmak isteyebileceğiniz kadar güzel yemek fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.

Adres: Caferağa Mah. Güneşlibahçe Sk. No:43 Kadıköy – İstanbul Tel: (216) 330 31 90

Küçük Gurme


Kanaat Lokantası

Pazartesi, 22 Ekim 2007


Rejimde misiniz, kolestrol probleminiz mi var, insaniyet namına, bu yazıyı pas geçmenizi öneririm, çünkü Kanaat Lokantası, kapıdan içeri girdiğiniz anda, sınırsız bir yemek yeme isteğiyle dolmanızı sağlıyor. Hatta kapıya kadar gitmenize de gerek yok. Ben şu yazıyı yazarken bile, bir koşu gidip, bir Özbek Pilavı, bir nohut yiyip, sonra mı devam etsem diye düşünüyorum.

Kanaat esasen, 1933′ten beri hizmet veren bir esnaf lokantası, ama şu anki haline bakıp da esnaflara hizmet verdiğini söylemek biraz zor. Gene de, özellikle yoğun saatlerde giderseniz, vitrinlerin arkasında duran rengarenk, çeşit çeşit yemekleri, zeytinyağlıları, tatlılarıyla, mis gibi kokuları, nostaljik dekorasyonuyla, masaların arasında koşuşturan, bir örnek beyaz önlüklü garsonlarıyla, o havayı yakalamayı başarıyor. Şu andaki yeri, Üsküdar iskelesinin karşısındaki sokakta, Migros’un yanında.

Kapının hemen yanında, yemeklerin sergilendiği bölüme yaklaşınca, kalp atışlarınız hızlanmaya başlıyor. Neler neler yok ki vitrinin arkasında. Çoban kavurması, patlıcan kebabı, özbek pilavı, elbasan tava, kuzu etli nohut, kuru fasulye, dolmalar, hele ki o barbunya, zeytinyağlı lahana sarması… Hepsi de birbirinden lezzetli. Tatlılara gelince, iddia ediyorum, İstanbul’un en iyi dondurması Kanaat’ınkidir. Ekmek kadayıfı bana biraz ağır bir tatlı gibi gelmiştir hep, ama özel kaymağıyla birlikte Kanaat’te yiyince, tadına doyum olmaz. Dağ gibi yığılmış, fıstıklı irmik helvası, insanın gözünü döndürür. Kanaat’ın en önemli özelliklerinden biri de, sütlerinin çok özel olması. O yüzden, sütlaçları, sütlü dondurmaları, yoğurtları da denenmeli.

Başka yerde tatmanız zor olan bazı yemekler de var Kanaat’te. Yeşil mercimek ve naneli, Oğmaç çorbası, kayısıdan yapılan Elmasiye tatlısı, Tekke pilavı, zeytinyağlı enginar. Aşuresini de unutmamak gerek. Artık patlamak üzereyseniz, aşureyi, kiloyla ya da porsiyon olarak alıp, eve de götürebilirsiniz.

Çorbalara gelince, ben pek hazzetmem ama İşkembe, Kelle Paça vs. gibi çorbaları fena değilmiş diyorlar. Üstelik, eski usül, çorbayla kahvaltı etmek isteyenler için, saat 6.30′da servise başlıyorlar. Fakat gece gece Kanaat aşerenleri pek düşünmemişler. Gece 23.00′te kapıları kapatıyorlar. Acısını daha iki gece önce kapısından dönerek yaşadık. Fakat, Ramazan zamanı, 24 saat açıklar. İftara gitmek için mutlaka rezervasyon yaptırın, içerisi tıklım tıklım doluyor.

Yemekleri anlatmakla bitmez, o yüzden, biraz da çalışanlara bakalım. Ne yazık ki, Kanaat Lokantası’nın çalışanlarından sevimlilik aktığı söylenemez. Hepsi yıllardır orada çalışan, yaşını başını almış amcalar. Ama herhalde, seveninin oradan vazgeçemeyeceğini çok iyi bildikleri için, pek güleryüz gösterme meraklısı değiller. Gene de insan, zamanla, kafasına atılan tabaklara bile alışıyor. Belki genç olsalar, aynı hoşgörüyü gösteremezdim ama, onlara daha çok aksi ihtiyarlar gözüyle bakıyorum sanırım. Üsküdar’ın tutucu havası, Kanaat’e değmeden geçmemiş. Ramazan’da gündüz yemek yiyenlere, sevgilisiyle gidenlere, hizmet biraz daha sert oluyor sanki. İhtiyatlı davranmakta fayda var. Kredi kartı geçmediğini unutmayın, nakit yoksa, bulaşık yıkamak durumunda kalabilirsiniz. Fiyatlar, diğer esnaf lokantalarıyla karşılaştırırsanız, biraz daha pahalı, ama yemekler, diğer esnaf lokantalarıyla kıyaslanamayacak kadar lezzetli.

Damarlarınızda dolaşan yağ miktarının artması ve koca bir göbek sizin için problem değilse, Kanaat Lokantası’nı denemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Telefon: 0216 341 54 44 – 0216 553 37 91 – 0216 492 57 96
Adres: Selmanipak Cad. No: 25, Üsküdar-İstanbul

Küçük Gurme