‘Uzakdoğu’ Kategorisi için Arşiv

Spice Market

Salı, 21 Nisan 2009

picture-1

Akaretler’deki değişim, gelip geçerken fark edilemeyecek gibi değildi, fakat ne bir dükkanına girmişliğim vardı, ne de oralarda yemek yemişliğim. Spice Market denemesi, benim için hoş bir tecrübe oldu bu açıdan, hem Akaretler’in yeni imajını yakından görmüş oldum, hem de çok lezzetli bir yemek yedim.

Spice Market, dünyaca ünlü oteller zincirinin Türkiye ayağı, W İstanbul’un içerisinde. “Ne zaman, ne isterseniz emrinizdeyiz” anlayışıyla çalışan, oldukça lüks bir otelmiş, ama ne yalan söyleyeyim, kapısından içeri girer girmez beni gülme tuttu. Modern Osmanlı bir tarz yakalayacağız diye, Playboy Mansion gibi bir şey olmuş otel. Bir tarafta hilalli dev vazolar üzerinize üzerinize gelirken, duvar süsleri, tavana doğru tırmanıyor, çardaklar, aynalar, tüller derken karman çorman bir şey haline geliyor. Biz de minimalizmin kitabını yazmadık ama, azıcık sadelik de göz çıkarmaz yani.

Neyse ki, asansörle yukarı Spice Market’e çıktığınızda, gene oryantal ama azıcık daha az göz yoran bir dekorla karşılaşabiliyorsunuz. Burada da tek problem, ortamın karanlığı… Neyse ki menüyü okumakta zorlananlar için fener bile getirmeyi düşünecek kadar kibarlar.

elmalı salata

Gelelim, dünyanın en iyi şeflerinden biri olarak gösterilen Jean-Georges Vongerichten’in bizim için hazırladığı mamalara. Biz ilk olarak, hafif bir başlangıç yaparak, Yeşil Papaya Salatası (19 TL) aldık. E, koca şef tabi, mutfağından kötü bir şey çıkaracak hali yok, ama açıkçası soya filizleriyle, papayaları karıştırıp, üzerine de limonu sıkarım, 19 TL’m de cebimde kalır. Ama Somon Sashimi’ler öyle mi ya?

somon sashimi

Somon Sashimi’ler (24 TL), sarmısaklı, acılı, limonlu kıtır baharatlarıyla, bir lezzet fırtınası yaratmayı başardılar. Bu arada şu aşamada söylemek lazım, bireysel takılmayı seviyorsanız, Spice Market pek size göre olmayabilir. Yemeklerin hepsi ortaya 2 kişilik porsiyonlar halinde geliyor çünkü, şirket politikasıymış.

spring roll

Son başlangıcımız da Vietnam Usulü Spring Roll’lardı (18TL). Kişniş hiç sevmememe rağmen, sosuyla çok uyumluydu.

kumquatlı tavuk

Ana yemek olarak da, Kumkat ve Limonotuyla, kömür ateşinde pişirilmiş tavuk (29 TL) aldım. En nihayetinde tavuktur diyeceksiniz ama, hakikaten ağızda dağılacak kadar yumuşak, ekşisini, tatlısını, herşeyini kendisine yakıştırmış harika bir yavrucaktı bu.

tatlı

Son olarak, tatlı menüsü insanı kararsızlıktan çıldırtacak kadar iyiydi Spice Market’ın. Ne yazık ki, bir salaklık eseri, ne kendi yediğimi, ne diğer tatlıları hatırlayamıyorum. Yalnızca yukarıdaki tatlının yediğim en güzel şeylerden biri olduğu kalmış aklımda ve yemeğin de en nadide parçası. Biriniz gider de, tesadüf eseri, karanlıkta doğru düzgün çekemediğim şu fotoğraftakine benzer bir şey yerse, beni de bilgilendirsin lütfen.

Adres: Spice Market Istanbul (W Istanbul)
Suleyman Seba Cad No: 22 ·
Akaretler, Beşiktaş ·
Istanbul 34357 · Turkey

Telefon: (90)(212) 381 2121

Bento Forever

Salı, 19 Ağustos 2008

Staj yaptığım dönemde fark ettim ki, her öğlen dışarıda yemek fazlasıyla masraflı, sağlıksız ve vakit alıcı. Tam bu noktada acaba sefer tasımı kapıp öyle mi gitsem işe diye düşünüyordum ki, bentoyu keşfettim. İsminin alengirli durduğuna bakmayın (aslında pek de alengirli değil ama…), bildiğiniz plastik sefer tasının Japon versiyonu. Fakat internetteki örneklere bakarsanız, bunları yemek yerine, müzeye koyup sergilemek lazım. Flickr’da özellikle Sakurako Kitsa nickli bayanın hazırladıklarını sizinle paylaşmadan edemedim…

Spa bento’nun gözleri salatalıktan, havlusu peynirden, dudakları ve kulakları jambondan, arkadaki mavi fon ise pirinçten yapılmış. Yüzü hindi füme üzerine mayonez… Tam bir sanat eseri değil mi?

Romantik Eiffel Kulesi bentoda, güneş için kumquat, bulutlar için cheddar peyniri, kule için colby-jack peyniri, yeşillikler için brokoli ve pirinç taneleri, toprak içinse fındık kullanılmış.

Akvaryum Bento’nun üst katı, portakal dilimi, kavunlu şeker, Thai usulü fıstıklı tavuk; alt katı ise sushi pirinci, balık krakeri, kabak ve balık şekerlemeleriyle yapılmış.

Starbucks Bento’da ise, soldan sağa tavuk salatası, mandalina dilimleri, salatalık, kraker, karnabahar ve pirinç, arka fonda da patates püresi kullanılmış.

Çok eğlenceli değiller mi? Tabi bir de madalyonun öteki yüzü var. Obentolar, Japonya’da kreş ve ilkokul öğretmenleri tarafından notlandırıldığı için, çocuğunun ve kendisinin küçük düşmesini istemeyen anneler bazen günde 5 saate yakın vakitlerini bu kutuları hazırlayarak geçiriyorlarmış. Bu kadarı da biraz fazla geldi bana…

Go Mongo!

Pazar, 21 Ekim 2007


Go Mongo, Suadiye ve Beylikdüzü’nden sonra üçüncü şubesini İstinye Park’ta açtı. Moğol yemeği hasretiyle yanıp tutuşan biz Avrupa yakası sakinleri için bulunmaz nimet. Cengiz Han’ın av partilerinden esinlenerek açılmış, Go Mongo, oldukça ilginç bir yer. Açık büfesinde, çiğ halde, et, tavuk, balık, karides, çeşitli sebzeler, soslar ve baharatlar duruyor. Üzerinde isminiz yazan, küçük kırmızı bayraklı, kaseler alıyor ve yemeğinizde bulunmasını istediğiniz herşeyi bu kaselere dolduruyorsunuz. Sonra bunlar, arkadaki açık mutfakta pişiyor ve ağzınıza layık bir hale geliyorlar. Eğer hangi malzemelerin ya da sosların birbirine yakışabileceği konusunda fikriniz yoksa, Go Mongo’nun uzman kadrosu, tavsiyeleriyle size yardımcı oluyorlar. Benim kombinasyonum, kuzu eti, istiridye sosu, baby corn, mantar, soya filizi, noodle ve kekikten oluşuyordu, sonuç oldukça başarılı oldu. Üstelik de, çıkan güzel sonuçta, sizin de parmağınızın olması, mükemmel bir aşçı olduğunuz hissini veriyor.

Menüde Moğol barbeküsü diye geçen bu seçenek, eğer bir kase yiyecekseniz 23 YTL. Fakat ne yazık ki bir kase yemekle masadan aç kalkmanız çok mümkün. Limitsiz yemek istiyorsanız, ödemeniz gereken miktar 36.00 YTL. Bu fiyat, kendi yaptığımız bir yemek için biraz (aslında baya) fazla olsa da, Go Mongo’nun malzemelerinin oldukça kaliteli olduğunu göz ardı etmemek gerek. İncecik kuzu etleri, kocaman jumbo karidesler pek lezzetli görünüyordu. Ayrıca yemeğinizi başlangıç ve tatlılarla da tamamlayabilirsiniz. Endonezya usulü dana ve tavuk satay, tatlı ekşi karışımından hoşlanıyorsanız denemeye değer. Tatlılardan da kızarmış dondurma, biraz kalın hamurlu olsa da oldukça lezzetliydi.

Yemekleri lezzetli, konsepti orijinal olsa da, İstinye Park’taki Go Mongo’nun en ciddi problemlerinden biri, masaların birbirine aşırı yakın olması. Garsonların, yan masalara servis yapabilmesi için, neredeyse yerinizden kalkmak zorunda kalabiliyorsunuz. Ayrıca, konuşulanların ve sigara dumanınızın diğer masalara gitmemesi için ciddi bir efor sarf etmeniz gerekiyor. Go Mongo’nun oldukça popüler ve kalabalık olduğu doğru, fakat bu sorun, keşke toplu konut mantığıyla masaları üstüste dizerek çözülmeseymiş. Suadiye’deki restoranda, rezervasyonunuz yoksa saatlerce beklemek zorunda kalabiliyorsunuz, ama en azından geniş bir alana yayılmış masaları sayesinde, oturduktan sonra keyifli bir yemek yeme şansınız var. Bu arada neredeyse 5 gün önceden rezervasyon yapmanızı gerektirecek kadar yoğun olduklarını da ekleyeyim. Suadiye şubesindeki bir diğer problem ise, ışıklandırmayla ilgili. Ne yazık ki, yetersiz aydınlatmadan dolayı, yediğiniz yemeği görmeniz imkansız hale geliyor.

Sonuç olarak, Go Mongo’nun değişik bir seçenek olduğu kesin. Ama eksilerini değerlendirmek size kalmış.

www.gomongo.com.tr

Suadiye Şubesi: 0216 410 32 23, Suadiye Plaj Yolu Sokak, Suadiye Park
İstinye Şubesi: 0212 345 58 88, İstinye Park, İstinye

Küçük Gurme