‘Bağdat Caddesi’ olarak etiketlenmiş yazılar

Midpoint

Cuma, 29 Ağustos 2008

Midpoint’in nesini yazayım, zaten herkes biliyordur diye düşünüyordum, ama bu akşam yemeklerin fotoğraflarını çekmiş bulundum, kısaca bir-iki şey söyleyeyim dedim.

Biliyorsunuzdur belki, Kitchenette, House Cafe gibi, Starbucks’a özenip her köşe başına dükkan açan, İstanbul’un en güzel noktalarını resmen istila eden, fakat buna mukabil, hizmet ve yemek kalitesini gitgide düşüren mekanlara garezim var. Biri gider, biri gelir anlayışıyla müşterilerine kaba davranan bu kafeler, herhalde İstanbul’da dışarıda yiyip-içen kitleyi hiç tanımıyorlar. Çünkü benim bildiğim, bir kişiden çıkan kötü haber, ışık hızıyla yayılır ve bir daha kimse oraya uğramaz İstanbul’da. Benim arkadaş çevremde böyle en azından… Neyse sözüm meclisten dışarı (House Cafe’ye doğruuu…) demek istediğim şuydu ki, Midpoint böyle değil!

Onlar da şaka maka, 6 şube açmışlar. Beyoğlu ve Palladium şubeleri de yoldaymış. Yemekler biraz yağlı, menü her telden, her daim çok kalabalık ve gürültülü, ama gene de adamlar ilk gün neyse, bugün de o. O kadar şube açtılar, hiç harika bir anım olmadı ama hiç kötü bir anım da olmadı. Şaşırtıcı tarafları da var, mesela servis o kalabalıkta nasıl o kadar hızlı benim aklım almıyor. Ya da nasıl her seferinde, kalan son masaya oturmayı başarıyoruz? Her zaman yalnızca bir masa boş bırakmak gibi bir adetleri mi var acaba?

Neyse efendime söyleyeyim, MidPoint iyi bir yer, hoş bir yer, yemekler de hoştu. Ben gayet sade bir Louisiana Tavuk (17.50 YTL) yedim.

Bildiğiniz kemiksiz tavuk budu (biraz yediklerime dikkat etmeye çalışıyorum da), biraz da baharat… Yanındaki közlenmiş patatesler pek hoş. Yediklerime dikkat etmem haşlanmış brokoli yemeye ikna edemedi tabi beni o ayrı. Onlar kaldı tabakta.

Can Berk ise, Etli Quesedilla (15 YTL) aldı. Bu yemekler başkası söyleyince çok güzel görünüyor, ama ben menüye bakarken, ısmarlamak aklımın ucundan bile geçmiyor… Baya da güzeldi, belki bir dahaki sefere yerim.

Ve tatlı olarak, favori tatlılarımdan créme brulée (9 YTL) ile yemeğimizi noktaladık. Bu yemekte de en güzel şey tatlıydı bence.

Yalnız biraz daha ılık olabilirdi. Bir de tek kişi söylerken dikkatli olun, biz iki kişi bile bitiremiyorduk neredeyse. Baya cömert bir porsiyonu var.

Adres: Kanyon Alışveriş Merkezi No:185 Kat:1/164C Levent-İstanbul

Tel: 212 353 07 70

Web: www.midpoint.com.tr

Suadiye Cafe

Salı, 12 Ağustos 2008

Bugün Bağdat Caddesi civarında yemek yiyecek yer ararken, aklımıza ne zamandır gitmediğimiz Suadiye Cafe geldi. “Akşam üstü oldu, ben artık çekileyim…” demeyen güneş bizi bunaltmışken, Suadiye Cafe püfür püfür esiyordu. İçeri girer girmez bir ferahladık, hoş oldu. Cadde civarında dert olur genelde, ama rahat rahat park yeri bulduk, bulamayanlar için vale servisleri var.

İçeri girdik, zaten müşteri sayısı kadar garson olduğundan, kapılarda karşılandık, iyi hoş, ama anlayamadığımız bir nedenden dolayı, mis gibi bahçe varken, inlerin ve cinlerin top oynadığı kapalı bölüme doğru yönlendirildik. Tabi ki, zarif bir çalım hareketiyle, yol gösterici garsonumuzu atlatıp, bahçedeki masaya kurulduk. Zaten anlayamadığım gerginlikleri bütün yemek boyunca sürdü. Menümüzü açtığımız anda, sipariş için kafamıza dikildiler. Zannedersiniz ki, görev aşkı, hemen bize yemeklerimizi getirecekler, ondan acele ediyorlar. Oysa başlangıç faslından sonra, ana yemeklerimizin gelmesi, en azından 15-20 dakika sürdü, biz o sürede doyduk neredeyse.

Neyse efendim, menümüzü açtığımız ana geri dönelim. Suadiye Cafe’nin yemek repertuvarı geniş. Güzel de bir menü hazırlamışlar. Fakat, fiyatlar kesinlikle mantıksız. Bir kere, İstanbul’da eli yüzü düzgün cafelerin hiçbirinden bir farkları yok. Aynı schnitzeller, Cafe de Paris soslu bonfileler, chicken fingerlar, carpaccio’lar… Yediklerimiz gayet güzeldi, lafım yok ama, zaten bu yemekler ne kadar kötü yapılabilir ki? E, Boğaz manzarası olsa, diyeceğim ki “adamlar kaç para kira veriyorlardır, menüye yansıyacak elbet”. Ama görüp görebileceğiniz deniz manzarası Anadolu yakasının, uçsuz bucaksız, puslu denizi… Abartmayayım, gene aşırı da değil tabi, ama gene de benzerlerinden fazlaydı fiyatlar…

Başlangıçlar bu fiyat konusunda en abartılı olan kısım olabilir. 20 YTL’ye patates kabuğu var mesela, 20 YTL vermişken en azından patatesin kendisini almak istiyor insan. Carpaccio (21 YTL) daha önce gittiğimizde yemiştik, gayet güzel. Bu sefer de Cajun Baharatlı Tavuk (18 YTL) yedik. Ben çok seviyorum bu çıtır tavuk olayını, Suadiye Cafe de çok güzel yapmıştı. Özellikle soslarının kıvamı çok güzeldi. Mide bulandırmak istemem ama, ufak bir kıl bonusu da çıktı içinden, ben pek umursamadım, hakikaten ufak bir şeydi, ben de pek hassas sayılmam bu konularda, ama umursayacak olanlar için belirtmekte fayda var. Porsiyonları baya büyükçe, iki kişi paylaşmamıza rağmen, neredeyse bir tek başlangıçla doyabilirmişim diye düşündüm.

Salatalara pek rağbet etmeden geçiyorum, fiyatları 17-25 YTL arası değişen, deniz ürünlü, somonlu, tavuklu caesar gibi salatalar var, ilginç olan bir tek roka, bulgur, pirinç makarnası ve kuskusla hazırlanan Fas salatası olabilir ki, hiç benim damak tadıma uygun değil, bir de Meksika mutfağı sevip de formuna özen gösterenler için fajita salatası… Atıştırmalık isteyenler için, sandviçler, krepler, burgerler (16-19 YTL) var. Ama asıl iddialı oldukları kısım pizza ve hamur işleri kısmı (15-22 YTL). Ben daha önce bir kez yediğim dört peynirli pizzanın (22 YTL) tadını hala unutamıyorum.

Gene de bu seferki yemekte, pizzaları, makarnaları geçip, ana yemeklerden (19-29 YTL) seçim yaptık. Ben Viyana Schnitzel (23 YTL), arkadaşım ise Robespierre (26 YTL) yedi, hani şu incecik kesilmiş bonfile dilimlerinden yapılan yemek… Benim schnitzelim biraz tatsız tuzsuzdu, ama Robespierre oldukça güzeldi, gözüm kaldı, bir daha gidersem, ben de yiyeceğim. Dedim ya porsiyonlar büyüktü, tatlıya (11-14 YTL) pek yer kalmadı. Ama beklemeye razıysanız, sufleleri (14 YTL) fena değildi diye hatırlıyorum.

Sonuç olarak, her şeye rağmen gene de memnuniyetsiz kalkmadık masadan. Suadiye Cafe’nin bana düşündürdüğü şey, eğer fiyatlarını normalin üstünde tutuyorsan, müşterilerinin beklentilerini arttırdığın ve hoşgörülerini düşürdüğün oldu. Biraz daha uygun fiyatlar, ortamı germiyor, daha rahat bir yemek yeniyor.

Adres: Selim Ragıp Emeç Sokak No: 27 Suadiye

Tel: 0216 464 85 00

Web: http://www.cafesuadiye.com/

Vapiano

Pazar, 21 Ekim 2007


Suadiye’de, Vakko’nun sokağındaki Vapiano, pizza ve makarna yemek için son derece eğlenceli ve iç açıcı bir mekan. Beyaz, bordo, cam ve ahşap ağırlıklı dekorasyonu, mekana hem aydınlık, hem de ferah bir hava veriyor. Kocaman, uzun masaları var, ne yazık ki herkes masasını paylaşmaya istekli olmayınca, belki 10 kişinin rahatlıkla oturabileceği masalara yalnızca 2 kişi oturuyor. Dolayısıyla uzun süre oturabilecek bir yer bulmak için bekleyebiliyorsunuz. Üstelik, 1.90 boyundaki arkadaşım, alçak masaları nedeniyle, bacaklarını sığdırmakta ciddi zorluk çekti.

Vapiano’ya girdiğinizde, kredi kartına benzer, manyetik bir kart alıyorsunuz. Yediğiniz ve içtiğiniz herşey bu karta kaydediliyor. Böylece kalabalık bir ekiple gittiğinizde, hesabın karışması, kim ne kadar ödeyecek problemi tarihe karışıyor. Fakat kartınızı kaybetmemeye bakın, çünkü değeri 50 dolar. Menüye baktığınızda ise, değişik kombinasyonlarda bir sürü makarna ve pizza görüyorsunuz. İlk anda bu kombinasyonları zayıf bulabilirsiniz. Ama işin güzel tarafı, yemekleriniz yapılırken vitrinin arkasından sürece müdahale edip, dilediğiniz malzemeyi ekletebilmeniz. Çeşit çeşit şekil ve boylarda makarnaları, steril ortamda, Vapiano tarafından özel olarak yapılmış. Ben jumbo karides, kabak ve domatesli makarnalarından vazgeçemiyorum. Tacino Picante adlı, tavuklu, portakallı, Şili soslu makarnalarını da acı severlere şiddetle tavsiye ediyorlar. Pizza istediyseniz, pizzanız fırından çıktığında sizi ışıklar saçarak uyaran bir alet veriyorlar, böylece başında beklemek yerine, rahat rahat masanızda oturabiliyorsunuz. Hamuru çıtır çıtır, malzemeleri lezzetli, özellikle proschuttolu pizzası çok başarılı. Fakat Domino’s tarzı pizzalara alışmış olanlarınız için, bu klasik İtalyan tarzı, az malzemeli pizzalar, doyurucu olmayabilir. Pizza ve makarna dışında, kavanozlar içinde gelen salataları ve pannacotta, tiramisu gibi tatlıları da var.

Vapiano’nun bir başka hoş yanı da, yalnızca bir kaç şarap markasından değil, bütün şaraplarından kadeh olarak alma seçeneği. Böylece bütün şişeyi içmek zorunda olmadan da dilediğiniz şarabı içme şansınız oluyor. Kokteyllerini denemedim, fakat deneyenler Mojito’sunu çok beğendiklerini söylediler. Çalışanlar çok güler yüzlü ve sempatik. Kasanın yanında duran hayvan şekilli jelibonlar da şirin bir jest olmuş.

Fiyatları benzer restoranlardan biraz daha pahalı, ama değmediğini söyleyemem. Uzun uzun oturmak için değil, ama hızlı ve lezzetli bir yemek için rahatlıkla tercih edebilirsiniz.

Telefon : 0216 464 42 65 Adres : Bağdat Caddesi, Selim Ragıp Emeç Sk. 4, Suadiye / İstanbul

Küçük Gurme