
Yemek yemek için gitmeye alıştığınız yerleri unutun. Size bugün tavsiye edeceğim yer, ne Boğaz’da, ne de Nişantaşı’nda. Gecekondu yıkımları sırasında çıkan olaylarla tanıdığımız Armutlu’da, ancak engebeli yolları aşıp, çamurlara bata çıka, yılmadan lezzetin izini sürdüğünüzde, bulabileceğiniz bir yerde. Kendisi de, ismi gibi sade olan Dükkan, aslında bir kasap dükkanı. İlk açıldığında, etleri sattıkları dükkanın içinde, bir-iki küçük masada servis veriyorlardı. Talep arttıkça, yandaki dükkanı da alıp, orayı bir restorana dönüştürdüler.
Gene çok büyük bir yer değil, 6 kişilik 4-5 tane tahta masa ve başkalarıyla paylaşarak da olsa, oturabilecekleri bir masa için bekleyen, şık şıkıdım beyler ve hanımlar var. Bu kadar insanı, bu şartlarda, Armutlu’ya getirenin ne olduğunu tahmin etmişsinizdir: ET! Hem de çok lezzetli, çok özel şartlarda işlenmiş ve pişirilmiş etler. Sahipleri Dükkan’da sattıkları süt danalarını kendi çiftliklerinde yetiştiriyorlar. İçinde Paper Moon, Anjelique, Cahide, Lucca gibi restoranların ve Swiss Otel, Ritz, Hilton, Four Seasons gibi otellerin de yer aldığı çok şık bir referans listeleri var.
Dükkan’ın ortasında duran geniş kömür ızgarasının etrafındaki masalarda yer bulduğunuz anda oturuyorsunuz. Masada, herkesin ortak yediği, kocaman kaselerdeki yeşillikleri nar ekşisiyle tatlandırarak ilk andaki açlığınızı bastırabilirsiniz. Sonra benim en sevdiğim kısım geliyor, füme etler ve baharatlı küçük sosisler. Füme etler, jambona benziyor, ama o kadar lezzetliler ki, sonsuza kadar onlarla beslenebilirmişsiniz gibi geliyor. Sosisleri ise, oldukça değişik. Farklı tadı yaratanın ne olduğunu anlamak için baya ter döktük, ben anason olduğunu düşünmüştüm, ama işin sırrı rezenedeymiş. Hardalları da kendileri yapıyorlar, etlerin lezzetine çok yakışıyor. Sıra ana yemeğe geldiğinde, vejetaryenler için üzgünüm. Pirzola, T-bone Steak, New York Steak, Bonfile, Osso Bucco, Kontfile ve nefis hamburgerler gibi birbirinden carnivor seçenekler sizi bekliyor. Etlerini bu kadar özel yapan şey ise, çoğunlukla Dry Aged Beef olmaları. Yani bu etler, tam ağzımıza layık, yumuşacık kıvamda olmaları için, 28 gün boyunca, kemik üzerinde dinlendiriliyorlar. Hemen hemen hepsi, kalın kesilmiş ve zaten yumuşacık oldukları için ayrıca dövülmemişler. Eğer az pişmiş etten hoşlanmıyorsanız, bunu mutlaka söylemelisiniz. Gene de kan görmeye biraz dayanabilirseniz, etin en lezzetli olacağı şekilde pişirilip, önünüze geleceğinden emin olabilirsiniz. Etin yanına garnitür olarak, ızgarada pişmiş taze patatesler ve gene ızgarada, kabuklarıyla pişirilmiş ananas geliyor. Ne yalan söyleyeyim, ananasın etle beraber bu kadar güzel olabileceğini bana da söyleseler inanmazdım. En iyisi siz de gidip, kendiniz tadın.
Fiyatlara gelince, pek iyimser olmamak lazım. Tam anlamıyla el yakıyorlar. Etlerin fiyatları porsiyon başına 30-40 milyon civarında. Menüye yeni ekledikleri güzel bir şarap listeleri var. Şili, Arjantin, Fransız şarapları gibi yabancı şarapları kadehle alabiliyorsunuz. Fiyatları mazur gösterebilecek tek şey, porsiyonların gözünüzü de, karnınızı da rahatlıkla doyurabilecek kadar büyük olmaları ve etlere uyguladıkları muamelenin oldukça masraflı olması. Her gün sabah 11.00′den akşam 20.00′ye kadar açıklar, Pazar sabahları brunchları da varmış. Rezervasyon kabul etmiyorlar. Masa bulmak için biraz beklemeyi göze almalısınız. Ayrıca, websitelerinden sipariş de verebiliyorsunuz. Evde pişirmek için aldığınız etlerin yanında, pişirme tüyoları da baya işinize yarayabilir.
Afiyet Olsun!
Küçük Gurme
Adres: Fatih Sultan Mehmet Mah., Atatürk Cad. No:6, Küçükarmutlu – İstanbul
Telefon: 0 212 277 38 48
Web: www.dukkanistanbul.com