‘Gümüşsuyu’ olarak etiketlenmiş yazılar

Topaz

Çarşamba, 04 Mart 2009

Topaz

Havalı mekanlardan çıkmıyormuşum gibi olacak, ama aylarca yazmayınca birikiyorlar işte… Sıradaki restoranımız, Gümüşsuyu’ndaki Topaz… En önemli özelliklerinden bir tanesi, harika manzarası… Tabi, tabaklarınızdan gözlerinizi ayırabilirseniz. Topaz’ın da fiyatlarının Mikla’dan aşağı kalır yanı yok. Fakat degüstasyon menüleri sayesinde, menüdeki pek çok yemeği aynı anda tadıp, biraz  daha uygun bir fiyat ödemeniz mümkün. Osmanlı Tadım Menüsü’nde (85 TL), minik köfteli tarhana çorbasıyla başlayıp, domates ve kabak çiçeği dolması, kıymalı puf böreği, vişneli yaprak dolması, ızgara kuzu sırtı ve afyon kaymaklı ekmek kadayıfıyla kallavi bir ziyafet çekmeniz mümkün. Ayrıca dilerseniz, 50 TL daha ödeyerek, her yemeğinize uygun olarak seçilmiş, farklı şaraplarla da yemeğinizi tamamlayabilirsiniz.

Biz turistik takılmamak için, uluslarası yemeklerden oluşan, diğer tadım menüsüne (95 TL) yöneldik.

enginarlı kuşkonmaz çorbası

Enginarlı Kuşkonmaz Çorbasıyla başladık. Tadımlık dediklerine bakmayın, hiçbir porsiyon çok küçük gelmiyor.

kivili-pancarlı

Ardından kırmızı pancar ve naneli kiviyle hazırlanmış dülger gravlax’ımız geldi. Dülger bildiğiniz dülger, ama soslar harikaydı. Kiviyle balık, ilk duyduğunuzda saçmalık gibi geliyor, ama ekşili tadıyla, balığı bırakıp kivilerle haşır neşir olmanızı sağlıyor.

ızgara ahtapot

Izgara ahtapotlar ise, mercimek fava üzerinde geldiler. Bu yemeğin asıl numarası ise, yoğun trüf aromasıydı.

kaz ciğeri

Tek beğenemediğim tabak kaz ciğeri tabağıydı. Açıkçası kaz ciğeri diyince, benim aklıma ezmesi gelmişti, bu haliyle kaz ciğeri, billurdan farksızmış. Mango chutney’si güzeldi, ama kaz ciğerlerini yemeyi kaldıramadım.

Dana Yanağı

Nihayet soğuk ve sıcak başlangıçlarımızı bitirdikten sonra, sıra ana yemeğe geldi, menümüzün ana yemeği, Izgara Dana Yanağı, Kalamata zeytin sos ve Mantarlı Lazanya’ydı. Hepsi de birbirinden güzeldi. Dana yanağı, dana etinden çok kuzu etine yakın, bol lifli, lime lime bir etmiş. Çok güzel pişmişti ve tam ağzıma layıktı.

creme brulee

Son olarak Kumkuatlı Creme Brulee’ye geldiğimizde, tek bir lokma daha yiyemeyeceğimi düşünüyordum, ama ah’laya oh’laya, onu da yedik. Kaz ciğeri hariç, hepsi çok güzeldi ama, dülger ve ahtapotun tadını unutamayacağım lezzetler arasına yazdım.

Topaz’ın ayrıca geniş bir şarap mahzeni ve usta bir de sommelier’si var. Fakat Monsieur Alain’le İngilizce ya da Fransızca bilmeyen müşterilerinin nasıl anlaştığını çözemedik.

Adres: Ömer Avni Mahallesi İnönü Cad. No. 50. Gümüşsuyu İstanbul

Tel: 0212 249 10 01

Web: www. topazistanbul.com

Park Cafe

Cuma, 01 Ağustos 2008


Staj günlerimin favorisi, Gümüşsuyu’nda, Pizzeria Pidos ve Great Hong Kong restoranın yanındaki Park Cafe’ydi. Bir önceki yazımda Pidos’a, sokağa birkaç masa atıp, servise özen göstermelerini önermiştim ya, Park Cafe yemekleriyle değil, ama bu iki özelliğiyle dikkatimi çekmeyi başardı.

Yazın sıcağında, iki adım ötedeki Gümüşsuyu cayır cayır yanarken, Park Cafe’nin gölgeli, serin çardağından kalkmak istemiyor insan. Zaten öğle tatilinde yer bulabilmek için koşmam gerekiyordu. Eğer 12.30′dan 5 dakika sonraya kalırsam, kös kös içeride oturmak zorunda kalıyordum.

Menülerinde bir fevkaladelik yok. Soya soslu tavuklar (soya sosunun içinde yüzen tavuklar demek daha doğru belki), zeytinyağlılar (ki ne yazık ki onlar da çok başarılı değil), salatalar vs… Fakat fiyatlar uygun. En çok beğendiklerim Park Çökertme ve limonataydı. Limonata artık her cafenin menüsünde, ama ya meyve salatası gibi geliyor, ya ekşilikten dilini değdiremiyor insan. Park Cafe’nin limonatası tam eski usul pastane limonatası, serin serin harika oluyor.

Park Cafe’nin en çok örnek alınması gereken tarafı ise, başarılı servisi. En yoğun saatlerde bile, son derece ilgili, hızlı, en önemlisi güleryüzlü… Sırf bunun için bile yemeklerin dandikliği göz ardı edilip, öğle yemeklerinizin favorisi haline gelebilir.

Adres: Dünya Sağlık Sok. No: 27 Ayazpaşa / İstanbul
Tel : 0212 252 56 41

Pizzeria Pidos

Cuma, 01 Ağustos 2008


Herşey siz sevgili okuyucularım için… Geçtiğimiz ayı Taksim’de staj yaparak geçirirken, gene Küçük Gurme’liğimden vazgeçemedim. Her öğlen dışarıda yemenin maliyeti biraz tuzlu olsa da, sizin için yeni yeni yerler keşfettim, sıra sıra dizeceğim inşallah bloguma hepsini. Bunların ilki Gümüşsuyu’nda hep görüp de ismiyle dalga geçtiğim bir yerdi. Arkadaşlarım akşam yemeğini Pizzeria Pidos’ta yemeyi teklif ettiklerinde ilk söylediğim “Ha, şu kimlik bunalımı yaşayan yer mi?” oldu. Pideci mi, pizzacı mı olduğuna karar verememişler gibi bir ismi var bence.

Gümüşsuyu’nda, Great Hong Kong restoranın şatafatlı takının altından geçip, merdivenlerden Filiz Akın edasıyla süzülerek Pidos’a ulaştık. Belki haftaiçi erken saatlerde gitmemizdendir, içeride bir tek biz vardık. Üstelik mekanı azıcık da karanlık ve klostrofobik buldum. Bütün yazı, şen kuzular misali, çayırlarda çimenlerde geçirmek istediğimden, yemeği hızlı hızlı bitirip gitme ihtiyacı uyandırdı bende, ne yalan söyleyeyim. Klasik bir numara olsa da, bütün duvarları, benim gibi nostaljiklerin hoşuna gidebilecek fotoğraflarla doluydu. Yemek boyunca Audrey Hepburn’ün Breakfast at Tiffany’s filminde çekilmiş fotoğraflarına dalıp gittim.

Menüleri öğle ve akşam olmak üzere iki bölüm, oldukça geniş olduğu da söylenebilir. Öğlen menüsünde bol bol salata (10.50-15.50 YTL) ve çeşitli tavuk alternatifleriniz var. Fakat asıl numaraları odun ateşinde pişen pizzaları… Prosciutto ve coto jambonlu pizzaları bana, ben onlara baktım, ama hala bikini sezonunda olduğumuzdan, arkadaşımın ısmarladığı bonfile, roka ve mozarellalı Pizza Filetto’nun (15.50 YTL) tadına bakmakla yetinmek zorunda kaldım. İncecik, çıtır çıtır, hakikaten lezzetliydi. Günün yemeğini sormanızı tavsiye ederim. Ben patates şeritlerine sarılmış, levrek fileto yedim mesela, hem sunumu, hem lezzeti çok hoştu, hem de formuna özen gösterenlerin hiç vicdan azabı duymadan yiyebileceği kadar hafifti. Menüde bunların haricinde, risottolar ve makarnalar da vardı tabiki. Limon kabuğu ve rokalı ya da enginar ve dereotlu hafif risotto alternatifleri (14 YTL) yaza oldukça uygun gözüküyordu. Tabi “Yemişim kaloriyi” diyorsanız, sizi mantarlı, kremalı makarnalara doğru da alabiliriz. Bizim denediklerimiz içinde patlıcanlı, kekikli Penne lisce Siciliana, idare ederdi. Fakat benim için yemeğin doruk noktası milföy içinde çilekler ve vanilyalı harika kremasıyla, Napoleone’ydi (8 YTL). Pizza delisi değilim, ama Napoleone yemek için tekrar tekrar gidebilirim Pizzeria Pidos’a.

Sonuç olarak, yemekler özellikle de fiyatlarla karşılaştırılınca, hiç fena değildi. Pizza severler, gönül rahatlığıyla gidip deneyebilirler. Servise ve ortama gelince aynı iyimserliği gösteremeyeceğim. Ne yazık ki, içeride bizden başka kimse olmamasına rağmen, garsonların dikkatini çekmekte zorlandık. Sanırım biraz daha özenli olup, bir de sokağa bir kaç masa atsalar, daha kalabalık ve şenlikli bir ortam yaratabilirler.

Adres : Dünya Sağlık Sok. No: 13 Gümüşsuyu / Taksim
Tel : 0212 249 40 40
Web : www.pidos.com.tr