Tarabya-Yeniköy hattının müdavimleri olarak, Yeniköy Paul’ün kapanışını, çeşitli havai fişek gösterileriyle kutlamamızın ardından, yerinde açılacak Tia Cafe’nin hazırlıklarını da heyecanla takip ediyorduk. Tia, nihayet açıldı ve denemek için girdiğimizde, içeride bir sürpriz bizi bekliyordu. İlk yazımda, Circle Cafe’nin şair ruhlu şef garsonundan bahsetmiştim. Fahri Bey’in bir süredir, yeni bir yer açma niyetinde olduğunu biliyordum, fakat Tia’da karşıma çıkmasını hiç beklemiyordum. Üstelik de yalnız başına değil, ekibine Circle Cafe’nin şeflerini de katarak açmış yeni mekanını. Daha önce gitmiş olanlar, pizzalarının ve cheese cakelerinin lezzetini hatırlayacaklardır. Fakat bu sefer, aynı lezzetler, çok daha uygun fiyata sunuluyor.
Tek tek değerlendirirsem, Tia, küçük bir mekanı mümkün olduğunca işlevli kullanmaya çalışmış, oldukça zevkli döşenmiş. Mekanın en büyük artılarından biri, gece 23.00 sonrası bar olarak çalışması. Bu konuda Yeniköy’deki büyük bir eksikliği de kapatacak gibi görünüyor. Deniz kenarında olmasına rağmen, hiç deniz görmemesi ve özellikle Pazar kahvaltılarında caddenin gürültüsünün içeri dolması, oldukça üzücü. Ama caddeden gelip geçeni izlemek de, ayrı bir eğlence. Bangır bangır ilahi remixleri çalan arabalar, en az yarım saatlik muhabbet konusu yaratabiliyor.
Menüye gelince, ilk dikkati çeken, uygun fiyatları. Ki Yeniköy, en özelliksiz yemekleri bile, fahiş fiyatlara kakalamasıyla meşhur cafelerle doluyken, Tia, fiyatları nedeniyle kocaman bir artıyı hakediyor. Kahvaltı için 8 YTL’ye oldukça lezzetli omletler (ben jambon, kaşar ve mantarlı yedim, gayet güzeldi), menemen, yağda yumurta ya da 15 YTL’ye kahvaltı tabağı alabilirsiniz. Aperatiflerde, değişik bir seçenek Ispanaklı Peynirli Samosa (8 YTL) olabilir. Salatalarında en çok tercih edilenin 3 Peynirli Salata olduğunu söylediler. Biz Tavuklu Sezar salatayı denedik, ortalamanın üzerinde olduğu söylenebilir. Salata fiyatları 12-17 YTL, sandwichler 8-13 YTL, pizzalar 15-20 YTL arasında değişiyor. Pizzalar Circle Cafe’den hatırladığım kadarıyla mükemmel olmalı, çıtır çıtır ve ince hamurlu, üstelik de artık porchini mantarı kullanarak yapıyorlarmış. Makarnalarda, Portakallı, ördekli papardelle (17 YTL) denedim. Porsiyonu biraz küçük olmasına rağmen, mükemmel bir lezzeti vardı. Ördek eti çok sevdiğim bir et ve İstanbul’da menüsünde ördeğe yer veren oldukça az yer var. Rahatlıkla tavsiye edebilirim. Diğer makarnalar 12-19 YTL arasında değişiyor. Ana yemeklere gelince, Schnitzel, Köfte, Mantarlı Bonfile, Cafe de Paris soslu bonfile, T-Bone Steak gibi daha klasik tatların yanısıra, Fajitalarının da çok beğenildiğini söylediler. Ana yemekler, 15-25 YTL arasında. Tatlılarda ise, ısrarla tavsiye edeceğim şey, Cheese Cake’tir. Hatta daha da iddialı konuşursam, İstanbul’daki en iyi cheese cake, Tia’nınki olabilir.
İçecek seçenekleri de oldukça geniş. Kahveleri Douwe Egberts. Çayları demleme. Alkollü içecek fiyatları da gene benzer yerlere oranla oldukça uygun, kokteyller 15 YTL, yabancı içkiler 12 YTL civarında. Fransa, İspanya, Şili ve İtalya şaraplarına yer veren genişçe bir ithal şarap menüsü var.
Çalışanlarına gelirsek, Fahri Bey, her zaman ilginç hikayeleri ve içten ilgisiyle, müşterilerine iyi vakit geçirtmesini biliyor. İnanılmaz bir hafızası var. Sizi yıllar önceki halinizi anlatarak şaşırtabilir ya da her yemeğin hikayesini anlatabilir. Mesela Papardelle’nin içine konulan mozarella peynirinin uzaması yüzünden İtalya’da Papardelle a la Telephona diye anıldığını biliyor muydunuz, ya da, Carpaccio’nun ismini militarist ve milliyetçi bir ressamdan aldığını? Gerçek hikayeler sıkıcı mı geliyor, bir de Fahri Bey’in kendi hayalgücünden çıkan fikirlere bakalım, Cappuccino, Toscanalı bir prensesin kapısına gelen bir cinin, kadına “Kapıdaki cin o!” demesinden gelen bir isim olabilir diyor.
Sonuç olarak, kahvaltıya gittiğimiz Tia’da, öğlen yemeğimizi de yiyerek, çok iyi vakit geçirip, uygun bir hesap ödeyerek kalktık. Hepinize gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Küçük Gurme